Anayasaya "Nefret Suçları" Önerisi
Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu, Anayasaya, "Nefret Suçlarına Karşı İlkeler İle Koruyucu" Maddeler Konulmasını İstedi.
60 sivil toplum kuruluşunun oluşturduğu "Nefret Suçları Yasa Kampanyası Platformu", TBMM Anayasa Uzlaşma Alt Komisyonuna yeni anayasa ile ilgili önerilerini sundu.
Kampanya Koordinatörü Murat Köylü, AA muhabirine, "nefret suçları" konusunda TCK'da bir düzenleme yapılması amacıyla başlatılan kampanyada, bugüne kadar 4 bin 500 imza toplandığını belirterek, Anayasada da buna konuya vurgu yapılması gerektiğini ifade etti.
Nefret suçunun insanların ırk, ulusal kimlik, etnik köken, dil, renk, din, cinsiyet, yaş, zihinsel veya fiziksel engellilik, cinsel yönelim ve cinsiyet kimliği, sağlığı nedeniyle maruz kaldığı her türlü suç olduğunu anlatan Köylü, suçun önyargıyla işlenmesi gerektiğini kaydetti. i
Yeni Anayasada "nefret suçlarına karşı ilkeler ve koruyucu" maddeler olmasını önerdiklerini belirten Köylü, "Anayasanın giriş bölümünde çok kültürlülük, çok kimliklilik vurgulanmalı. Çoğulcu demokraside Türkiye'de ne kadar kimlik varsa Anayasa hepsine eşit uzaklıkta olmalı. Tüm kimliklere eşit mesafede bir Anayasa olursa, nefret suçlarına karşı etkin bir mücadele başlatılabilir" diye konuştu.
Anayasanın "eşitlik" başlıklı maddesinde ve gerekçesinde, nefret ve nefrete karşı mücadeleye vurgu yapılması gereğine işaret eden Köylü, "Yeni Anayasa, toplumda 'ben de varım' diyen herkesi kucaklamalı. Ülkede ne kadar kimlik varsa ve ne adla kendilerini ifade ediyorlarsa, hepsinin kucaklayacağı ve sahip çıkacağı bir anayasa olmalı. Bunun hayata geçirilmesi için temelde düşünce ve ifade özgürlüğü, başka bir insanın hayatını tehdit etmeyecek, nefret suçlarını sınırlayacak şekilde düzenlenmeli" dedi.
-"Nefret suçlarıyla mücadele çok boyutlu..."-
Nefret suçlarının diğer suçlardan farklı olarak hem mağdurlar hem de toplum üzerinde psikolojik hasara yol açtığına işaret eden Köylü, şöyle konuştu:
"Nefret suçları, mağdur ve yakınları ile orak karakteristik özelliklere sahip diğer kesimler üzerinde de aynı ölçüde yıkıcı etki yaratabilir. Böyle bir durumda hedef seçilen grubun diğer üyeleri de benzer saldırı riski atında oldukları korkusu yaşayabilir. Nefret suçlarının gerektiği şekilde soruşturulup kovuşturulmaması, başkalarına da benzeri suçları işlemesini teşvik edecek şekilde faillerin cezasız kalması, şiddet olaylarının artmasına neden olur. Böyle bir durum, mağdur gruplara mensup kişilerin hukuka, kamu kurumlarına ve içinde yaşadıkları topluma olan güvenlerini yitirmesine yol açabilir. Nefret suçlarıyla mücadele çoğulcu, katılımcı, demokrasiye ve çok kültürlü bir toplum için hayati öneme sahiptir."
Nefret suçlarıyla mücadelenin çok boyutlu olduğuna işaret eden Köylü, sorunun siyasi, toplumsal, kültürel ve psikolojik boyutları olduğunu vurguladı. Çok sayıda nefret suçu olmasına rağmen gerekli yasal düzenlemeler olmadığı için kamu kurumlarının veri toplamadığı veya eldeki bilgileri paylaşmadığını anlatan Köylü, bu suçların gerçek boyutlarının kamuoyuna yeterince yansıyamadığı sonucunu doğurduğunu kaydetti.
Köylü, Türkiye'nin BM, AB, Avrupa Konseyi ve AGİT gibi kurumlar nezdinde nefret suçlarına ilişkin yasal düzenlemelere çerçeve oluşturacak nitelikteki bir çok uluslararası sözleşmeye imza atarak yükümlülük altına girmiş olmasına rağmen bu doğrultuda henüz somut bir adım atılmadığını belirtti.
Konuya dikkati çekmek amacıyla siyasi partileri ziyaret ederek önerilerini ifade ettiklerini bildiren Köylü, hem TCK'da yapılacak düzenleme hem de yeni Anayasada konuya vurgu yapılması için platformun çalışmalarının süreceğini, kampanyanın hedefe ulaşıncaya kadar devam edeceğini söyledi.





