TechSoupTR
Arama
Birlikte
Destek Noktası
Video Köşesi
Facebook Twitter Linkedin Instagram Youtube

Güldünya Yayınları’ndan feminist kitaplar

Güncelleme Tarihi 25.05.2015

Güldünya Yayınları, feminist teori ve politika kitaplarının yanı sıra dünyanın dört bir yanından kadın hareketi ve farklı feminist örgütlenme deneyimleri, kadın biyografileri ve tanıklık derlemeleri, kadın edebiyatçıların eserlerini ve kadın sanatçılar tarafından ya da onlar üzerine hazırlanmış kitapları yayınlamayı hedefliyor.

Güldünya Yayınları adını, 2004 yılında, iki ağabeyi tarafından sokak ortasında vurulduktan sonra kaldırıldığı hastanede yine ağabeyleri tarafından öldürülen Güldünya Tören’den alıyor.
 
Güldünya Yayınları, feminist teori ve politika kitaplarının yanı sıra dünyanın dört bir yanından kadın hareketi ve farklı feminist örgütlenme deneyimleri, kadın biyografileri ve tanıklık derlemeleri, kadın edebiyatçıların eserlerini ve kadın sanatçılar tarafından ya da onlar üzerine hazırlanmış kitapları yayınlamayı hedefliyor.
 
Güldünya Yayınları’ndan çıkan birkaç kitaptan bahsedersek: 
 
Bir Yangının Külünü…
 
Kitap, müzik dünyasının yakından tanıdığı Gülbahar Kültür’ün Türkçedeki ilk romanı. Kitap 1990’lı yıllarda geçiyor ve Berlinli Arife ve İstanbullu Canan Almanya’da bir konferansta tanışıp kendilerini bir aşkın ortasında bulmasını konu ediniyor. Yaşanan kadın kadına aşk farklı şehirlere, farklı dünyalara, farklı ruhsal yapılara ve geçmişin her ikisinde bıraktığı izlere göğüs germekte çektiği güçlüğe odaklanıyor.Kitap barındırdığı duygulu ve erotik üslubuyla kadın kadına aşkın sorunlarını fazlasıyla yansıtıyor. 
Meşe Palamudu
 
Güldünya Yayınları tarafından Türkçe’ye kazandırılan kitap, Yirminci yüzyılın sanat tarihine kattığı önemli isimlerden biri olan Yoko Ono’nun sekseninci doğum günü şerefine yayımlandı.
 
Yoko Ono’nun devam kitabı Meşe Palamudu adını Yoko Ono ve John Lennon’un küçük bir hikâyesinden alıyor. Hikâye ise şöyle: John Lennon ve Yoko Ono 1968 yılının haziran ayında İngiltere’deki Coventry Katedrali’nin bahçesine birer meşe palamudu eker. Bir yıl sonra evlenecek olan çift bu tohumların dünya barışı dileklerini temsil ettiğine inanmaktadır. Evlenmelerinin ardından aralarında Kamboçya, Arjantin, İsrail, Kanada’nın bulunduğu ülkelerin devlet başkanlarına birer meşe palamudu göndererek barışın “canlı heykelleri” olarak tanımladıkları bu tohumların ekilmesini isterler. İyi ve kötü tepkiler alırlar, örneğin Malezya Kralı meşe palamudunun sarayının bahçesine ekileceğini bildiren bir mektup gönderir çifte. 
PUSSY RİOT! Bir Punk Duası
 
Bir kilisedeki performanslarıyla Rusya’yı ayağa kaldırıp tutuklanan ve Putin’e meydan okuyan Pussy Riot, kadınlardan oluşan bir punk grubu. Kitap tutuklanan üç kadının hapishaneden yazdığı mektupları, şiir ve şarkı sözlerini, mahkemede yaptıkları konuşmaları, ünlülerin onlar için yazdıkları yazıları içeriyor. 
Genelev
 
Gazeteci Sophie Bonnet’in yazdığı kitap, Bonnet’in  Cenevre’deki bir genelevde geçirdiği bir haftada, çalışan kadınlar ve müşteri konuşmalarını içeriyor. Bonnet, kadınların ve bazen müşterilerin konuşmalarını kaydetmiş ve bu diyalogları adeta bir tiyatro oyunu gibi aktarmış. Sonuç olarak kitap, seks işçiliği ile bilgi edinmek isteyenlerin okuması gereken bir kitap. 
 
 
Yeni Güney Asya Feminizmleri: Çelişkiler İhtimaller
 
Srila Roy’un derlediği Yeni Güney Asya Feminizmleri Çelişkiler İhtimaller büyük bir değişim döneminde Güney Asya’daki farklı feminist yaklaşım ve örgütlenmelerle ilgili bilgi sunuyor. Neoliberalizmin, köktendinciliğin ve toplumsal cinsiyetle ilgili konuların kalkınmanın bir parçası olarak ele alınması eğiliminin karşısında son otuz yıldır bölgenin farklı ülkelerindeki feminizmin bir krize girdiğinden söz ediliyor. Güney Asya’da uzun bir tarihi olan feminist örgütlenmeler parçalanma, STK’laşma ve radikalliğini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya ama bir yandan da önlerinde yepyeni olanaklar açılıyor. 
 
Kaos GL
Paylaş
Bu web sitesi Avrupa Birliğinin maddi desteği ile oluşturulmuştur ve sürdürülmektedir. İçerik tamamıyla Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği'nin sorumluluğu altındadır ve Avrupa Birliğinin görüşlerini yansıtmak zorunda değildir.