Birlikte
STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Türkiye’de ‘kadın’ olmak

Güncelleme Tarihi 08.03.2018

Sosyal Haklar Derneği bünyesinde kadınların sosyal ve ekonomik haklarına dair hak ihlalleri üzerine çalışma yapan Kadın Hakları Gözlemci Grubu; “Bu 8 Mart’ta kendi kişisel hayatlarımızdan yola çıkarak hikayelerimizi diğer kız kardeşlerimizle paylaşalım… Çünkü birbirini dinlemek, anlamak, birbirine dokunmak çok kıymetli bir şey… Ve kadınlar birbirlerini dinlediklerinde, anladıklarında, birbirlerinin hayatlarına dokunduklarında, el ele verip yola çıktıklarında aşamayacakları zorluk yoktur…” diyerek tüm kadınlara çağrıda bulunuyorlar.

haber fotoğrafıKadınların yazıları, uluslar arası birlik,dayanışma ve mücadele günü nedeniyle Mart ayı boyunca #KadınlarAnlatıyor hashtagi ile sosyal medyada da paylaşılacak.

Şimdi Türkan’dan kendi hikayesini dinleyelim…

***
“Türkiye’de ‘kadın’ olmak…Gerçekten kadın kelimesine yakışır bir şekilde kadınlığımızı yaşayabiliyor muyuz sorusu hep kafamı kurcalar.
Kadınız diye sayısız kere uğradığımız haksızlıklara artık alışmamız gerektiğine inananlara inat, ben bunu hiçbir zaman kabullenmeyeceğim.
Kadına toplum tarafından yüklenen birçok rolden ‘annelik’ rolünü yeni deneyimleyen biri olarak hamilelik sürecinde ve sonrasında yaşadığım haksızlıklardan bahsetmemin kadın dayanışması açısından yararlı olacağına inanıyorum.
Anne olacağımı ilk öğrendiğim gün çok mutluluk vericiydi. Evlat, eş, çalışan kadın rollerimin yanına bir de anneliği ekleyecektim. İçimde büyüttüğüm mucize bana daha çok güç ve kadınlık kattı.
Fakat çalışan bir kadın olarak hamileliliğin bu kadar önemsenmeyeceğini ve pozitif ayrımcılığın konusu olmayacağını düşünmemiştim. Yaklaşık bir senedir çalıştığım iş yerim, işe kabul şartı olarak önüme bir süre ‘hamile kalmayacaksını’ı getirdiğinde aslında şaşırmamıştım. Bu ülkede iş hayatında başarılı bir kadın olmak için erkekleşmek gerektiğini biliyordum. Fakat kadın olmanın kattığı değere inanan bir insan olarak hiçbir zaman bunun doğru olmadığını düşündüm.
Bir kere daha özel hayata, kadın olmaya yapılan “hamile kalmayacaksın” hakaretini üzülerek dinledim. İşe başladım ama söz vermedim. Bir senem dolmadan hamile kalınca bunu söylemeye o kadar çekindim ki kendime şaştım. Çünkü bu benim en doğal hakkımdı. Kadın olmanın en güzel yanlarından biriydi anne olmak.
Hamile olduğumu açıklama sürecim sancılı geçti. Yöneticilerim, insan kaynakları bize söz vermiştin nidaları attılar. Halbuki ne söz vermiştim ne de söz vermek zorundaydım.
Sonrasında işimi kaybetmemek için daha çok çalıştım. Günde 7.5 saat çalışmam gerekirken ben günlerce fazla mesai yaptım, gece geç saatlere kadar çalıştım. Karnım burnumda gece yarıları tehlikeli olduğu halde araba kullanarak tek başıma evime döndüm. Bırakın pozitif ayrımcılığı fazla mesai nedeniyle bebeğim ve benim sağlığım tehdit edildi.
Onlara sorsan fazla mesai mecbur değilmiş gibi davranırlar ama her zaman gizli bir baskı vardı. Çünkü o işler bitmek zorundaydı.
Oldukça kısa olan 4 aylık ücretli izne ek olarak ücretsiz izin aldım. Ücretsiz izni alırken de hep işimi kaybetme korkusu yaşadım. Kimse güven vermiyordu maalesef.
İzin sürecimde adeta çocuk sahibi olduğum için beni cezalandırmak istercesine zam yapmadılar. Çeşitli ödemelerden mahrum bıraktılar.Türkiye’de çalışan bir hamile ve anne olmak çok zor. Sözde kurumsal firmalarda bile kurumsal anlayış ve insan ile kadın haklarından yoksun uygulamalar yapılırken kurumsal olmayan küçük ve orta ölçekli firmalarda çalışan kadınların endişelerinin daha çok olduğu gerçeği suratımıza tokat gibi çarpıyor.
Velhasıl, kadınlar elele, omuz omuza kadın hakları için savaş vermeli. Yaşasın kadın olmak, yaşasın dünya emekçi kadınlar günü…”
Türkan.

Sosyal Haklar Derneği

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.