Birlikte
STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Barış Vakfı: Barışın zora girdiği dönemlerde STÖ'lere daha fazla ihtiyaç var

Güncelleme Tarihi 22.05.2018

Barış Vakfı ‘nın yürütücüsü olduğu “2013-2015 Çözüm Sürecinde ve STK’lar”  projesinin değerlendirme toplantısından barış ve çözüm sürecine ara verilmemesi kararı çıktı. 

Toplantıda “dönemin elverişsizliği” gibi gerekçelerle barış ve çözüm arayışına ara verilmemesi gerektiği, tam tersine barışın zora girdiği dönemlerin sivil toplum örgütlerine en çok ihtiyaç duyulan dönemler olduğu belirtildi. Katılımcılar sivil toplum örgütlerinin Kürt sorunuyla birlikte Suriye ve bölgedeki gelişmeleri de dikkate alan ve kapsayan bir çalışma yürütmesi gerektiğini belirttiler.

Barış Vakfı tarafından düzenlenen  “Çatışma Çözümleri ve STK’lar Çalıştayı”nda çözüm sürecinde sivil toplum örgütlerinin rolü değerlendirildi ve önümüzdeki döneme ilişkin yapılması gerekenler tartışıldı. Toplantıya Ankara, Diyarbakır, Van ve İstanbul’dan 35’in üzerinde farklı sivil toplum örgütü temsilcisinin de aralarında bulunduğu 70’e yakın kişi katılıdı. Çalıştaya,  STGM adına STÖ Kaynak Merkezi Sivil Politikalar Koordinatörü Dr. Zafer Çeler katıldı.

 

Çalıştayda, toplumda genel kabul gören barış ve çözüm arayışlarının “dönemin elverişsizliği” gibi nedenlerle ara vermenin yanlışlığı konuşulurken,  STK’lara bu süreçte daha fazla rol düştüğü ifade edildi. Toplantıda sivil toplum kuruluşlarına en çok ihtiyaç duyulan dönemlerin, barışın zora girdiği dönemler olduğu söylenirken, bu gibi dönemlerde çabaları yoğunlaştırmak gerektiği güçlü bir biçimde vurgulandı.

Toplantıda Cuma Çiçek tarafından hazırlanan “2013-2015 Çözüm Sürecinde  Sivil Toplum Kurumları” raporu da katılımcılara aktarıldı.  Rapor değerlendirmesinde yapılanlardan daha çok yapılmayanlar veya yapılamayanlar öne çıktı. Raporda yer alan sivil toplum kuruluşlarının genel olarak zayıf ve gettolaşmış, içe kapalı,  tarafı belli, etki alanı sınırlı ve  aralarındaki işbirliği oranı oldukça düşük ve ciddi kurumsal kapasite sorunları olduğu gibi tespitler genel kabul gördü.

Toplantıda katılımcıların şu tespitleri öne çıktı:

  • STK’lar arası işbirliği, dayanışma, bilgi paylaşımı yok.
  • Türkiye’de barış arşivi yok. 
  • Süreci izleyen raporlama çalışmaları yetersiz.
  • Çocuklara ve gençlere yönelik çalışmalar  sınırlı.
  • Barış çalışması, mahallelere ve yerellere ulaşmış değil. Sınırlı akademik çalışmaların dahi STK’larla bağı yok denecek kadar az.

Çalıştayda, Çözüm Süreci hafızasının oluşturulmasına gereksinim duyulduğu belirtilirken, Vakfın web sitesinde yer alan değerlendirme notunda ise şöyle denildi.

“Türkiye’nin uluslararası deneyimlerden yararlanarak kendi çözüm yolunu oluşturmasına ilişkin öneriler kadar, yerli bir deneyim olarak Akil İnsanlar Heyet deneyiminden de yararlanması ve bu konuda bellek oluşturulması önerisi önümüzdeki dönem çalışmalarının planlanmasında önemli olacaktır. Aynı biçimde sendikaların, üniversitelerin çatışma çözümü konu çalışmalarına dönük teşvik edici çalışmalar planlanması barışın toplumsal inşasında ve yeni ilişkilerin geliştirilmesinde  köprü işlevi görebileceğine ilişkin öneriyle birlikte,  Türkiye’de sayıları 130 bini aşan sivil toplum kurumlarının özelliklede de  yöre derneklerinin barışa ilgisini artıran çalışmalar yapılması titizlikle ele alınması gereken bir öneridir.

Yine barışın toplumsallaşması çalışmaları bakımından Türkiye’de barış hareketinin Kürt hareketinin hegemonyasında geliştiği iddiasının, tezinin veya oluşan algıyı kayda almanın elzem olduğu ortadadır. Barış kelimesine dahi  önyargıyla yaklaşılmasını, suçlama, yargı konusu yapılmasını ortadan kaldıran çalışmalar yürütülmesi bugünkü ağır ve zor koşullarda özel bir önem arz etmektedir.”

 

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.