Birlikte
STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Kadınlar İstihdam Paketinin Yeniden Yazılmasını İstedi

Güncelleme Tarihi 06.11.2013

KEİG, "Kadınları dışlayarak hazırlanan kadın istihdam paketi kadınlara gelecek vaat etmiyor” dedi. İstihdam paketinin kadın örgütlerinin çalışma ve önerileri doğrultusunda yeniden yazılmasını istedi.

KEİGKadın Emeği ve İstihdamı Girişimi (KEİG) Platformu, "Kadınları dışlayarak hazırlanan kadın istihdam paketi kadınlara gelecek vaat etmiyor” dedi. İstihdam paketinin kadın örgütlerinin çalışma ve önerileri doğrultusunda yeniden yazılmasını istedi.

KEİG, yaptığı yazılı açıklamayla bundan sonraki süreçte, emek ve meslek örgütleri ile kadın örgütlerinin bir araya geldiği 40'ın üzerinde kurumdan oluşan Kadın Emeği Platformu'nun içinde ortak mücadeleye devam edeceğini de açıkladı.

İstihdamda toplumsal cinsiyet eşitliğinin önündeki en önemli engellerden birinin, hane-içi bakım yükü olduğuna dikkat çeken KEİG, kadınlar üzerindeki “çok çocuk doğur ve bakımlarını tek başına üstlen” baskısının İstihdam Paketiyle meşrulaştırıldığını dile getirdi.

Bu politikanın kadınların aile içindeki eşitsiz konumunun devamını teşvik ettiğini, kadınlardan evin tüm yükümlülüklerini aksatmadan ücretsiz olarak yerine getirmeleri beklenirken ucuz emek gücü olarak yarı zamanlı, düşük statülü, güvencesiz ve düşük ücretli işlerde çalışmalarının da açıkça desteklendiği belirtildi.

KEİG talepleri şöyle sıraladı:

1. Kadın istihdamında, tam zamanlı ve güvenceli istihdam hedeflenmelidir.

2. İnsan onuruna yaraşır iş koşullarına sahip olan, yasal bakım izinlerine, izin sonrası işe dönme garantisi hakkına ve sosyal haklara erişimi temel alan kayıtlı istihdam standart hale getirilmelidir

3.  Anne ve/veya babası çalışsın çalışmasın, tüm çocuklar için bir hak olarak okul öncesi eğitimi mümkün kılacak kapsamlı kamu yatırımları yapılmalıdır. Bu yatırımların, çocukların sağlıklı gelişimini desteklemesini sağlamanın yanında istihdam yaratma hedefine yönelik de katkı sağlayacağı unutulmamalıdır.

4. Çocuklar ve yaşlılar gibi hassas gruplara yönelik bakım hizmetleri, sosyal hak olarak sağlanmalıdır. Bununla birlikte, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın (ASBP) verdiği destekler, aile yanında bakımı, ailenin, yani kadının bakım sunmasını destekler niteliktedir. Hâlbuki sosyal hak ilkesi gereği bu gruplara yönelik profesyonel nitelikli ve kurumsal bakım hizmeti sağlanmalıdır. Herkes için ulaşılır-nitelikli kreşler, iş ve iş dışı yaşam dengesi sorunsalına etkin bir çözümün olmazsa olmaz ayağıdır. Kurumsal bakım hizmetleri, 0-6 yaş çocuk kreşleri ve okul öncesi eğitim kurumları, ayrıca yaşlı/engelli/hasta, bağımlı ve bakıma muhtaç aile üyeleri için bakım hizmeti sağlayan kurumlar yolu ile, bakım yükü ve maliyetinin kamu ve işveren arasında paylaşılmasını sağlayacak şekilde, uluslararası kalite standartları çerçevesinde, ihtiyaç sahibi herkesin eşit koşullarda ulaşabileceği şekilde sunulmalıdır

5. Okul öncesi bakım ve eğitim hizmetlerine katılım oranlarının, 2023’e kadar AB hedeflerinde de olduğu gibi, 0-3 yaş için %33, 3-6 yaş için %100 hedeflerine yönelik olarak geliştirilmesi sağlanmalıdır. Bunun için de ASBP ve Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) okul öncesi eğitim yaşının indirilmesi konusunda orta vadeli bir plan çerçevesinde çalışmaya başlamalıdır. Merkezi bütçeden gerekli payın ayrılması, bu okullarda istihdam edilecek uzman personelin yetiştirilmesi için gerekli hazırlıklar yapılmalıdır.

6. Gebe veya Emziren Kadınların Çalıştırılma Sartlarıyla ve Emzirme Odaları ve Çocuk Bakım Yurtlarına Dair Yönetmelik’te belirtildiği üzere 150’den çok kadın işçi çalıştıran işyerlerine kreş açma zorunluluğu getiren madde, kadın ya da erkek fark etmeksizin 50 işçi çalıştıran işyerleri olarak değiştirilmelidir. Sadece kadın çalışanlar temelinde işverene kreş açma zorunluluğu getirilmesi, çocuk bakımını salt kadınlara ait bir sorumluluk olarak gören cinsiyetçi bakış açısının kanunlara yansımasıdır ve kadın istihdamını caydırıcı etkide bulunmaktadır.

7. 50’den daha az çalışanı bulunan işyerleri ve kayıt-dışı çalışan milyonlarca kişinin varlığı göz önüne alındığında ise, diğer çalışanların benzer bir haktan mahrum kalmamaları için, kamu bütçesinden gerekli kaynaklar aktarılarak 4-6 yaş arası çocuklar için okul öncesi eğitim merkezleri ve 0-3 yaş arası çocuklar için kreşlerin her mahallede bulunmasının önemi görülmektedir. Bunun için belediyelerin yıllık plan ve programlarına somut hedefler koyarak gerekli kaynakları ayırması gerekmektedir. Belediyeler tarafından mahalle kreşlerinin açılması, çocukların sağlıklı gelişimi ve işgücü piyasasında cinsiyet eşitliğinin sağlanması için elzemdir. 

8. Sosyal devlet olmanın gereği olarak, bakım hizmetleri, kamusal bir hizmet olarak devlet tarafından etkin bir biçimde düzenlenmelidir. Çocuk/yaşlı/engelli bakım hizmetleri, hane içinde bakım sorumluluğunu üstlenen kadınların/erkeklerin çalışma saatlerine uyumlu, nitelikli, bakım hizmeti alanın anadilinde ve standart kalitede sunulmalıdır.

9. Kamu kurum ve kuruluşlarındaki kreşlere kamu bütçesinden harcama yapılmasının önünün kesilmesi, kreşlerin kapanmasına yol açmaktadır. Kreşlere kamu bütçesinden kaynak ayrılmalı ve çalışanların mağduriyeti giderilmelidir. Kapatılan kamu kreşleri yeniden açılmalıdır

10. İlköğretim çağındaki çocuklar için (6-15 yaş grubu) okul saatleri dışında çocukların gelişimini sağlayacak koşullar, çalışma saatleri ile uyumlu olarak tasarlanmalı ve yaygınlaştırılmalıdır.

11. Hasta ve yaşlılar için belediyelerin ve ilgili bakanlıkların işbirliğiyle bakım hizmetleri verecek kurumlar kurularak yaygınlaştırılmalı, ulaşılabilirliği sağlanmalıdır. Bu hizmetlerin yaygınlaşmasına yönelik kamu yatırımlarının, istihdam yaratma kapasiteleri de göz önüne alınmalıdır.

12.  Çocuk bakım sorumluluğunun yalnızca kadınlar üzerinden düşünülmesi ve annelik izninin uzatılmasına yoğunlaşılması, işe alım ve terfilerde ve ayrıca sektör/meslek/iş seçimlerinde cinsiyet ayrımcılığını artıracaktır. Makul bir annelik iznine ek olarak ücretli ebeveyn izni düzenlemesi getirilmelidir. Bu iznin makul bir minimum süresinin babadan anneye devredilmez ücretli izin olarak erkekler tarafından kullanılmasının sağlanması, toplumsal cinsiyet eşitliği için olmazsa olmazdır. Buna ek olarak, doğum sonrası bakım ve emzirme izinlerinde işçi/kamu çalışanı ayrımı ortadan kaldırılmalıdır.

13.  İş ve iş dışı yaşam dengesinin sağlanmasına yönelik olarak tasarlanacak esnek çalışma, ancak kadınların bakım yükünün tarif edilen tedbirlerle azaltılması sonrasında, eğer ihtiyaç duyulursa gündeme alınacak bir mesele olarak düşünülmelidir. Bu halde, AB deneyimi incelenmeli ve bu deneyimin sonuçları eleştirel değerlendirmeye tabi tutulmalıdır.

14.  Tek başlarına çocuk yetiştiren kadınların ve erkeklerin varlığı göz ardı edilmemelidir. Eşitlik ilkesi gereği, kadınların/erkeklerin her türlü bakım hizmetine ulaşımının kolaylaştırılması ve bu hizmetlerden faydalanmaları desteklenmelidir.

15.  İşyerlerinde 45 saat haftalık yasal çalışma saati üst limitine uyulup uyulmadığı denetlenmeli; bu üst limit zaman içinde insan onuruna yaraşır iş koşulları çerçevesinde 35 saate kadar azaltılmalıdır.

16.  Türkiye ILO 183 Sözleşmesini (Annelik Koruma Sözleşmesi) imzalamalı ve gerekli denetim mekanizmasını kurmalıdır. 

Kaynak: bianet

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.