Birlikte
STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Kadınlara Karşı Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Uzman Eylem Grubu (GREVIO) Türkiye Raporunu Yayınladı

Güncelleme Tarihi 19.11.2018

GREVIO (Kadınlara Karşı Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Uzman Eylem Grubu) Türkiye raporunu açıkladı. 

Rapora göre Türkiye’de kadına yönelik şiddete ilişkin durum karmaşık bir tablo sunuyor. İlerlemeye yönelik bulgular ise endişe verici sebeplerle birlikte yer alıyor. 

İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen "Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi" 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul'da imzaya açıldı ve 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girdi. Türkiye, Sözleşmeye çekince koymadan taraf oldu. Sözleşmeye taraf olan ülkelerin izlemesi gerçekleştiren denetim organı ise GREVIO (Kadınlara Karşı Şiddet ve Ev İçi Şiddete Karşı Uzman Eylem Grubu) oldu.

GREVIO dün Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi’nin Türkiye’de nasıl uygulandığını incelediği raporu yayınladı. Raporda uzmanlar “Türkiye’de kadına yönelik şiddete ilişkin durumun karmaşık bir tablo sunduğunu, ilerlemeye yönelik bulguların, endişe verici sebeplerle birarada varolduğunu” söyledi.

Raporda kanunların sözleşmeyle uyumlu hale getirilmesi yönünde çabalar ve Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) konusundaki çalışmalar olumlu uygulamalar olarak gösterildi. Ancak şiddetin otoritelere nadiren bildirilmesi, sivil toplum kuruluşlarının çalışmalarına yönelik kısıtlamalar, zorla ve erken yaşta evlilikler ve mağdurun suçlanması gibi sorunların sürece gölge düşürdüğü belirtildi.

Değerlendirme yaparken ülkenin mevcut durumunun göz önüne alınması gerektiğinin vurgulandığı raporda “Terörle mücadele önlemleri, güneydoğudaki güvenlik operasyonları ve darbe girişiminin ardından memurlara yönelik kitlesel ihraçlardan dolayı kamu hizmetleri sektörünün kaynaklarının zayıflamasının, kadınların şiddetsiz hayat hakkının sağlanması için elverişli ortamı yaratmadığı” ifade edildi.

Kamu politikalarının kadın-erkek eşitliği ve kadınlara yönelik şiddet üzerindeki potansiyel etkisine dair sistematik ve derinlemesine değerlendirme olmaması; kadınlara yüklenen anne ve bakıcı gibi geleneksel rollere öncelik verilmesi gibi faktörlerin, şiddetle mücadelenin önünde engel oluşturduğunu ifade eden GREVIO, toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık arttırılmasına ihtiyaç olduğunun altını çizdi.

Kadına yönelik şiddet konusunda resmi veri olmadığını hatırlatan GREVIO, bunun yanısıra mağdurların korunması konusunda sistemin başarısız olduğunu, hatta bazen yeni mağduriyetlere ya da ikincil mağduriyetlere sebep olduğunu da söyledi.

GREVIO, başta İstanbul Sözleşmesi üzerine çalışan kadın hakları örgütleri olmak üzere, sivil toplum örgütlerinin son zamanlarda giderek artan bir şekilde kısıtlı koşullarda çalışmalarını yürütmesinden dolayı endişeli olduğunu söylerken, sivil toplum örgütlerinin yetkililerle ortak çalışmalar yürütülmesinin önünün açılması ve çeşitli merkezler ile sığınaklar işleten bu örgütlerin finansal olarak desteklenmesi gerektiğini ifade etti.

İlk başvuru merkezi olan ŞÖNİM’ler konusunda altyapı çalışmalarını, kadına şiddet konusunda veri tabanı oluşturulması için gösterilen çabaları olumlu bulduğunu ifade eden GREVIO, kadınların ekonomik olarak güçlendirilmesi ve bağımsız bir yaşam sürebilmeleri için, finansal destek, eğitime erişim ve istihdam, ücretsiz çocuk bakımı ve erişilebilir barınma hakkı gibi imkanlar sunulması gerektiğini söyledi. Mağdurun, saldırgandan şikayetçi olsa da olmasa da tüm hizmetlerden faydalanabilmesi gerektiğini hatırlattı.

Uluslararası sözleşmeyle uyumluluk için Türkiye’deki ceza kanununda bazı değişiklikler yapıldığı ancak sözleşmenin tüm gereklerinin halen yerine getirilmediği de belirtildi. Israrlı takip, zorla evlendirmeler ve 15-18 yaş arası kız çocuklarına yönelik cinsel şiddet suçlarına yönelik mevcut yasaların yeterli olmadığı belirtildi.

Başta cinsel saldırı olmak üzere, şiddet vakalarının resmi mercilere çok az yansımasının da bir sorun olduğunu belirten GREVIO, hayatta kalanların şiddete karşı kurumsal tepkiye güven duymalarının sağlanmasının amaçlanması gerektiğini vurguladı.

GREVIO, 6284 nolu yasanın gereği olarak, mağdurun beyanının koruma tedbiri alınması ve soruşturma başlatılması için delil kabul edilmesi gerektiğini de hatırlatırken, Türkiyeli yetkililere şu konularda çağrı yapıldı:

* Kadına yönelik şiddete kurumsal müdahale konusunda boşlukların giderilmesi,

* Zorla evliliklerin ceza yasasında bir suç olarak tanımlanması ve taciz ya da tecavüzden hayatta kalanların saldırganla evlendirilmediğinin garanti altına alınması,

* Israrlı takibin ve bunun dijital ortamdaki olası yansımaların ayrı bir suç olarak tanımlanması,

* Hayatta kalanlara sunulacak etkili önlemlerle, yeniden mağduriyet oluşmasının engellenmesi ve şiddet eyleminin soruşturulması, cezalandırılması,

* Görevini yerine getirmeyen, şiddet eyleminde bulunan, şiddeti görmezden gelen ya da mağdurları suçlayan devlet görevlilerinin sorumlu tutulması,

* Güvenlik güçleri ve yargı memurlarının psikolojik şiddet konusunda farkındalıklarının arttırılması.

GREVIO'nun Türkiye değerlendirme raporunun İngilizcesi Fransızcası için tıklayın.

Kaynak: Bianet

Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.