Birlikte
STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Türkiye Ekoloji Hareketi Kazandı: Arılar Artık Ölmeyecek

Güncelleme Tarihi 25.12.2018

Türkiye’de ekoloji hareketi en büyük zaferlerinden birini kazandı ve arı nüfusunun azalmasına yol açan nedenlerin başında gelen böcek öldürücü neonikotinoidler yasaklandı.  

Bu haşere ilacı olarak maddenin yasaklanması için Türkiye’deki 11 farklı STK “Hepimiz aynı kovandayız” sloganıyla bir kampanya yürütüyordu. 

Tarımda haşere kontrolü ve imhası için kullanılan maddeler uzun zamandır tartışılırken, aralarında Buğday Derneği, Doğa Derneği, Greenpeace’in de bulunduğu 11 çevre örgütü geçtiğimiz günlerde Tarım ve Orman Bakanlığı'na  ‘Arıları Yaşatalım’ çağrısında bulunmuş ve neonikotinoidlerin Avrupa’da olduğu gibi Türkiye’de de yasaklanmasını talep etmişti. Bakanlığın 19 Aralık 2018 tarihli kararına göre “clothianidin” etken maddeli pestisitlerin kullanımı tamamen yasaklandı.

Arılara zarar verdiği uzun zamandır bilinen ancak yaklaşık iki senedir yoğun bir şekilde tartışılan neonikotinoid içeren böcek ilaçlarının ve diğer birçok pestisitin arılarda “Koloni Çöküş Sendromu” adı verilen ölümlere de neden olduğu biliniyor. 

Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi (EFSA) tarafından hazırlanan rapor da bir sinir gazı işlevi gören neonikotinoidlerin, arıların hafızasında hasara ve kraliçe arı popülasyonunda düşüşe sebep olduğunu belirtmişti. 

Arıların merkezi sinir sistemine toksik etki yapan neonikotinoidler, tek doz uygulamadan aylar hatta yıllar sonra bile toprakta kalabiliyor. Baldan insana da sirayet eden bu neonikotinoid türü pestisitler, Trakya ve Çukurova’daki toplu arı ölümlerinin olağan şüphelisi. 2012-2016 yılları arasında yapılan bir çalışma Tekirdağ ve Edirne’deki ayçiçeği tarlalarının toprak örneklerinin yüzde 25’inde ve ayçiçeği çiçek numunelerinin ise yüzde 35’inde neonikotinoid sınıfı imidacloprid maddesinin tespit edildiği açığa çıkarmıştı.
Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.