Ana içeriğe atla
Image
çocuk katılımı v2
Share
Katılım denilince akla pek de çocuklar gelmiyor, nadiren geliyorsa da bu pek de "katılımcı" yöntemlerle olmuyor. Bu yazı çocukların katılımını nasıl gerçek kılabileceğimize dair... Çünkü gerçekten “Çocuklara sorsalar, onlar neyin zarar verip vermeyeceği bilirler.”

“Ohoo, çocuk katılımına gelene kadar…” mı dediniz?

İstanbul’un eski bir mahallesinde yaşayan bir çocuk “Bir yeri değiştirmek istiyorlar, buraları boyayalım diyorlar. Yine az çok bize soruyorlar. Rengi bize soruyorlar ama boyama konusuna hayır dersek, kabul ederler mi, belki ederler.” (12 yaş) sözleriyle bu yazıya konu olan çocuk katılımı konusuna biz yetişkinlerin bakışını bu kadar açık ve duru bir şekilde aktarıyor.

Çocuklar toplumun genelinde ‘yetersiz insan’, ‘yetişkinliğe ulaşması gereken bir varlık’, ‘eksik özne’, ‘küçük insan’ gibi yetişkinlik üzerinden tanımlanır. Yetişkince çocuk ‘biz senin için en iyisine karar verir, gerekeni yaparız’ denilen varlıklardır. Çocukluk hep gelecekle ilişkilendirilen geçici bir ‘durum’ olarak görülür ve koruma amacıyla hep kontrol altında tutulur.

Halbuki Yaşar Kemal Çocuklar İnsandır’da “Ben çocuklara çocuk gibi davranmam. Bir çocukla ilişkim, dostluğum, arkadaşlığım varsa, o benim arkadaşımdır, çocuk değildir. Çocuk gibi bakmam. Ayrı bir insan türü gibi bakmam. Niye bu böyle? İnanmadım hiçbir zaman çocukların, insanların çocuklara davrandığı gibi çocuk olduklarına. Basbayağı insandır onlar.” der. 

Çocuk katılımında ise çocuk ya ‘yarının yurttaşı’ ya da ‘bugünün paydaşı’ olarak görülür. Çocuğu yarının yurttaşı olarak gören bakış doğrudan toplumun çocuğa bakışıyla benzeşir ve çocukları katılımını destekleyen eşit bireyler gibi tanımlamazken bugünün paydaşı olarak gören bakış çocuğun söz hakkı olduğunu kabul eder, katılımını önemser. Ancak uygulamada bu bakışı yansıtan örneklere rastlamak çok nadirdir. Çünkü karar alıcılara çocuk katılımı için ortak bir eksende buluşmak zor gelir ve genelde çocuğun ihtiyacını öngörerek kararlar alırlar. Bunda hangi çocukların, hangi yollarla ve araçlarla, hangi yasal ve prosedürel süreçlerle ve hangi aşamalarda katılacağının; kimlerin takibinde, kontrolünde ve geri bildirim sorumluluğunda olacağının belirgin olmayışı gibi sebepler etkili olabiliyor. Bu da yetişkinlerin katılımının çocukların katılımından daha önemli olduğu kalıp yargısını devreye sokuyor. Bu kalıp yargı da çocuklar üzerinde görüşlerinin zaten alınmayacağı, alındığında da herhangi bir şeyi değiştirme etkisinin olmayacağı fikrini yerleştiriyor.

Çocuklar kararlara nasıl katılabilir?

Çocuk katılımı zor, karmaşık ve anlaşılmaz bir süreç değildir. Çocukların katılım hakkı da tıpkı yetişkinlerin katılım hakkı gibidir; yani yetişkin katılımı kendi hayatlarını etkileyen karar, politika, yasa veya uygulama süreçlerine etki edebilmesi ve dahil olabilmesiyken çocuklar için de bu geçerlidir, ama tek bir farkla. Çocukların katılım hakkının anlamlı ve zamanında hayata geçmesinin yükümlüsü yetişkinlerdir. Yani eşit ve adil katılımın olabilmesi için eşit fırsat ve imkanlara sahip olmayan toplum kesimlerinin gözetilmesi esastır. Buna hangi çocukların, hangi özellikleri ve becerileriyle, hangi aşamalarda katılabileceğini veya katılamayacağını planlamak dahildir. Bu da hak olarak katılımın bir sonuç değil, süreç olduğunu kabul etmemizden geçer. 

Şu basit yönergeyle çocuk katılımını anlamlı kılabiliriz:

Çocukların katıldığı ortam onlara uygun olmalı
  • Çocuklar nereye geldi? 
  • Çocuklarla bir araya geldiğimiz fiziksel mekân yükseklikler, aydınlatma, havalandırma gibi açılardan çocuklara göre mi? 
  • Ortam güvenli mi?
Çocuğun ifade etmesine alan açılmalı 
  • Çocuklar hazır mı? 
  • Çocukları konuyla ilgili olarak bilgilendirdik mi? 
  • Okur yazar olup olmadığı, engellilik durumu, resim yapmayı sevip sevmediği gibi açılardan çocukları tanıyor muyuz? 
  • Her birine uygun aracı düşündük mü?
Çocuğun sunduğu görüşlerin nereye, nasıl ulaştırılacağı en baştan belli olmalı
  • Çocuğu kimler dinleyecek? 
  • Çocukların sunduğu görüşlerle ne yapacağız? 
  • Çocuklar görüşlerinin kimlere sunulacağını biliyor mu?
Çocukların sunduğu görüşlerin etkisi olmalı
  • Çocukların görüşleri değişimi sağlama gücü olan yetişkinlerce nasıl dikkate alınabilir?
  • Çocuktan aldığımız bilgiyle ne yaptığımızı tekrar çocuklara aktarmanın planının yaptık mı?

Çocuklar kendilerine neyin zarar verip veremeyeceği bilirler mi?

Çocuk katılımı yetişkin zihinlerinde bir hak olarak yerleştikçe, bunun çocuklara sunulan bir ödül olmadığı anlayışı da çocuklarca anlaşılabilir. 

Çoğu zaman “Gramın çeyreğinin çeyreği kadar bile bize haber vermedi belediye.” (12 yaş), “Bize haber vermezler ki…”  (11 yaş) ve yerel yönetimlerin kendilerine görüşlerini sormasını kastederek “Yanlış anlamayın, rüyanda görürsün.” (11 yaş) örneklerindeki gibi çocuklarca, kendileri ve akranlarıyla ilgili kararların yetişkinler tarafından verilmesi ‘normal’ veya ‘olağan’ karşılanıyor. Yetişkinlerce sunulmuş bir ‘ödül’ anlayışıyla görüşlerini söyleseler dahi herhangi bir şeyi değiştiremeyeceğini “Benim yerime alınan bir karar. Ben ona karışamam” (12 yaş) diyerek çocuk olarak ciddiye alınmayacağı düşünüyor.

Karar alıcı konumunda olan biz yetişkinler, çocukların anlamlı katılımı için, şu sorulara içtenlikle “evet” yanıtını verebilmeliyiz:

  • Çocukları dinlemeye ve onların görüşlerini duymaya hazır mıyım?
  • Çocuklarla aynı masa etrafında oturup tartışmaya, eşitler ilişkisi kurmaya ve buna zaman ayırmaya istekli miyim?
  • Karar alıcı olmamdan gelen gücümü çocuklarla paylaşabilecek miyim ve bunu kolaylaştırıyor muyum?
  • Kararlar için çocukların ve yetişkinlerin yetki ve sorumluluğu paylaşmasının bir politika gerekliliği olduğunu kabul ediyor muyum?
  • Çocuğun katılımını onun kapasitesinin gelişimi için mi önemsiyorum? (Bazen çocuğa hiçbir katkısı olmayan çocuk katılımı, sadece çalışmamızın dikkat çekici ambalajı olarak kalıyor)
  • Bunları nasıl yapacağımı biliyor muyum, öğrenmeye açık mıyım?

Çocuklara, yetişkinlerin kendileri adına karar vermelerinin ‘normal’ olmadığının ve kapasiteleriyle orantılı bir şekilde kararlara katılmalarının hakları olduğunun hatırlatılması, aynı zamanda çocukları koruyan bir mekanizmadır. Çünkü gerçekten “Çocuklara sorsalar, onlar neyin zarar verip vermeyeceği bilirler.” (13 yaş)

Biz yetişkinler için kararların çocuklarla beraber alınabileceği imkanlar ve ortamlar oluşturmak için öncelikle istekli olmak, ardından eşit ilişki seviyesini yakalamak için çaba sarf etmek, başlamak için yeterli olacaktır. Çocuklar insandır ve öncelikle bugününü yaşayabilmelidir.

* Yazı içinde alıntılanan tüm çocuk görüşleri, yazarın çocuklarla yaptığı görüşmelerden aktarıldı.

Image
STGM Stüdyo

STGM Stüdyosu

Video içerikleri üretmek isteyen STÖ’ler için iyi bir haberimiz var. Ofisimizdeki stüdyomuzda video çekimlerinizi gerçekleştirebilir ve kurgu desteği alabilirsiniz.