Birlikte
STÖ Yardım Masası
Bilgiye Erişim, Danışmanlık ve Aktif Yardım Projesi
Film Köşesi
Facebook Twitter

Kadınlardan ‘tecavüzcü’ isyanı

Güncelleme Tarihi 22.10.2010

2 sanığın serbest bırakılmasını Adliye önünde protesto ettiler.

Ankara'da, bir savcının çocuğuna özel ders verdikten sonra evine dönerken 2 kişinin tecavüzüne uğrayan üniversiteli kıza tecavüzle suçlanan 2 kişinin, Adli Tıp Kurumu'nun raporunun geç gelebileceği ve bu süre içerisinde tutukluğun ‘mağduriyet’ yaratacağı gerekçesiyle tahliye dilmesi, tepkilere neden oldu. Feministbiz Oluşumu üyesi bir grup kadın, Sincan Adliyesi önünde toplanıp kararı protesto ederken, kararı veren 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'ne ‘tahliye itirazı’ dilekçesi verdi.

Başkentte 18 Mart 2010 tarihinde meydana gelen olayda, üniversite öğrencisi İ.G., ders verdikten sonra evine giderken 100'üncü Yıl Öğretmenler Caddesi'nde Tolga Deniz ve Arif Yavuz tarafından zorla araca bindirilip kaçırılarak, Ayaş- Sincan tarafına götürüldü. Saldırganlar, ıssız bir yere götürdükleri İ.G.'ye burada sırayla tecavüz etti. İ.G. daha sonra onların elinden kurtularak polis merkezine sığındı. Şikayet üzerine yakalanıp gözaltına alınan şüpheliler Deniz ve Yavuz tutuklanarak cezaevine gönderildi. Ancak Sincan 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi, açılan davanın son duruşmasında, 2 sanığı da Adli Tıp Kurumu'nun raporunun geç gelebileceği ve tecavüzcülerin bu süre içerisinde tutuklu kalmalarının ‘mağduriyet’ yaratacağı gerekçesiyle tahliye etti.

‘TECAVÜZCÜLER DIŞARDA ADALET NEREDE’

İki sanığın mahkeme tarafından tahliye edilmesine tepki gösteren Feministbiz Oluşumu üyesi bir grup kadın, bugün Sincan Adliyesi önünde eylem yaptı. ‘Tecavüzcüler dışarda adalet nerede’ pankartı açan grup, ‘Erkek adalet değil gerçek adalet’ sloganı attı.

Grup adına burada basın açıklamasını okuyan Sevim Özdemir, Sincan’da yaşanan olayın bir toplu tecavüz olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“Tecavüze uğrayan arkadaşımız psikolojik ve ruhsal travma geçirdi ve olayın etkisinden kurtulamadı, belki de ömrünün sonuna kadar bu travmayla yaşayacak. Tecavüze uğrayan bu mağduriyeti yaşarken, mahkeme tecavüzcüleri mağdur olacakları gerekçesiyle serbest bırakıyor. Şu an iki tecavüzcü erkek ellerini kollarını sallayarak aramızda dolaşıyor. Erkek egemen sistem bizi öldürülmediğimiz, hayatta kaldığımız ve yaşama inadımız için adeta cezalandırıyor. Bu da bize adaletin gerçek bir adalet olmadığını açık bir şekilde gösteriyor. Buradan bir kez daha Yargıtay’a sesleniyoruz, tecavüz davalarında Adli Tıp Kurumundan rapor alınması zorlamasına son verilmelidir. Tecavüz davalarında üniversite hastanelerinden alınmış raporlar yeterli ve geçerli kabul edilmelidir. Üniversite hastaneleri bünyesinde ‘Tecavüz Kriz Merkezleri’ açılmalıdır.”

Mahkemelerin artık çocuk- kadın mağdurlarını Adli Tıp Kurumu’na göndermemelerini de isteyen Özdemir, “Bilinmelidir ki kadınlar olarak bedenimize istedikleri türden müdahale etmeyi kendilerine hak gören erkeklere, taciz ve tecavüzü meşru kılan erkek egemen zihniyete karşı her zaman mücadele edeceğiz. Bizler, evde, sokakta, işyerinde hiçbir kadın tecavüze uğramayana dek tecavüzcülerin ve suç ortaklarını peşini bırakmıyacağız” diye konuştu.

Basın açıklamasının ardından grup adına avukatları tarafından mahkemeye ‘tahliye itiraz’ dilekçesi sunuldu. Adliye binası önünde kısa süreli oturma eylemi de yapan kadınlar, daha sonra sloganlar ve alkışlarla dağıldı.

http://www.milliyet.com.tr/Yasam/SonDakika.aspx?aType=SonDakika&ArticleID=1304871&Date=22.10.2010&Kategori=turkiye&b=Kadinlardan%20tecavuzcu%20isyani

 


 

Tecavüzcüler dışarıda hiçbirimiz güvende değiliz!!!

Ankara'da ODTÜ'lü bir genç kadını kaçırıp tecavüz ettikleri iddiasıyla yargılanan iki sanık, dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumu'ndan geç geleceği gerekçesiyle tahliye edildi.

Üniversite öğrencisi bir kadını zorla kaçırarak tecavüz ettikleri iddiasıyla yakalanan ve tutuklu yargılanan Tolga D. ve Arif Y.'un bugün yapılan 3. duruşmasında 2 kadın 1 erkek üyeden oluşan mahkeme heyeti, tecavüz eylemi dosyadaki deliller ile sabit olmasına rağmen, sanıkların tutukluluk sürelerini dikkate alarak ve dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumundan dönüşünün uzun süreceğini gerekçe göstererek 2 tecavüzcünün tutukluluk hallerini kaldırıldı. Tecavüzcüler artık aramızda!

Mağdur kadın, 18 Mart 2010 akşamı saat 20.00–20.30 sularında bir savcının çocuğuna özel ders verdikten sonra ders çalışmak üzere arkadaşının evine giderken 100.Yıl Öğretmenler Caddesinde 2 erkek tarafından bir beyaz pick-up ile kaçırılarak Ayaş-Sincan tarafına götürüldü, yol boyu ölümle tehdit edildikten sonra Ayaş civarında kendisi kaçıran erkekler tarafından tecavüze maruz bırakıldı.

Erkeklerin aralarında çıkan bir anlaşmazlık sonucunda öldürülmeden ellerinden kurtulmayı başardı. Hemen karakola giderek şikâyetçi oldu. Savcılık, Ankara Adli Tıp Şube Başkanlığı'na sevk etti. Adli Tıp mağdur kadında darp ve cebir izlerini tespit etti. Numune Hastanesi ruhsal sağlığı bozulmuştur raporu verdi. Vajinal muayenede erkeklerden birine ait sperm örneği bulundu. Ankara Üniversitesi ve Gazi Üniversitesi Psikiyatri Anabilim Dalı Başkanlıkları mağdurun “Post Travmatik Stres Bozukluğu” yaşadığına, yani ruhsal durumunun bozulduğuna dair raporlar verdi. Tecavüzcüler tutuklandı…

Mağdur avukatları tarafından, duruşmalarda ve dilekçelerde İstanbul Adli Tıp Kurumundan raporun iki seneden önce gelmesinin mümkün olmadığı söylendi. Devlet Denetleme Kurulu tarafından Temmuz ayında yayınlanan rapor ile Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün Üniversite Hastanelerinden rapor alınabileceği yönündeki Haziran ayında yayınlanan genelgesi hatırlatıldı. Mağdurun İstanbul Adli Tıp Kurumuna gönderilmemesi, dosyada zaten 2 ayrı Üniversite Hastanesinden alınan “ruh sağlığı bozulmuştur” raporu olduğu, Adli Tıp'a gönderilecekse Ankara Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsüne sevk edilmesi talep edildi.

İlk duruşmada Mahkeme tarafından mağdur avukatlarına, İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmadığı takdirde Yargıtay'ın kararı bozacağı söylenerek, mağdurun İstanbul Adli Tıp Kurumuna sevk edilmesine karar verildi.

Bugün yapılan 3. duruşmada mağduru tecavüzden sonra ilk gören kişilerin tanık olarak dinlenmesi gerekiyordu. Ancak Mahkeme heyeti dosyanın İstanbul Adli Tıp Kurumunda olduğunu söyleyerek tanıkların dinlenemeyeceğini ifade etti.

Mağdur avukatları söz alarak, dosyada sanıkların cinsel ilişkiye girmediklerini beyan etmelerine rağmen sperm örneği olduğunu, mağdura ait darp ve cebir izi olduğuna dair rapor bulunduğunu, mağdurun ruh sağlığının bozulduğuna dair iki ayrı üniversiteden alınmış rapor bulunduğunu, bu hali ile dahi tecavüz eyleminin sabit olduğunu belirttiler. Henüz tanıkların dinlenmediğini ve sanıkların tanıklara baskı yapabileceklerini ifade ettiler. İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor gelmesinin uzun süreceğinin gerekçe gösterilerek iki tecavüzcünün salınmasının toplum için tehlike arz edeceğini, mağdurun can güvenliğinin olmadığını söylediler. Tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep ettiler.

Sanık vekili söz alarak, tutukluluk süresinin uzunluğunun sanıkların “mağduriyetine” yol açtığını, İstanbul Adli Tıp Kurumundan raporun beklenmesi halinde sanıkların mağduriyetinin artacağını belirterek tahliye talep ettiler.

Mahkeme heyeti, mağdur avukatlarının itirazlarını dikkate almayarak, sanıkların tahliyesine karar verdi. Bunun üzerine mağdur avukatları Mahkeme kararını vicdani ve mesleki olarak kabul edemeyeceklerini belirtip, cübbelerini çıkartıp, duruşma salonunu terk ederek kararı protesto ettiler. Salonu terk ederken hangi gerekçe ile salonu terk ettiklerinin tutanaklara geçirilmesini, hatta gerekirse haklarında ceza davası açılmasını talep ettiler. Avukatlar ayrıca tüm süreci CEDAW’a ve AİHM 'e taşıyacaklarını belirttiler.

Duruşma salonunu toplu olarak terk eden ve dayanışma için hazır bulunan ve karara itiraz eden bir grup kadın örgütü temsilcisine yönelik olarak Arif Y., cezaevi arabasına bindirilirken tehditlerde bulundu.

Kadın kuruluşları temsilcileri ve dayanışma için bağımsız olarak davayı takip eden kadınlar olarak kadının insan haklarının açık bir ihlali olan bu kararı ulusal ve uluslararası kamuoyuyla paylaşıyoruz

FeministBiz

http://feministbiz.blogspot.com/2010/10/medizden-medyaya-cagr-tecavuze-ortak.html?spref=fb

http://www.bianet.org/bianet/insan-haklari/125554-tecavuz-saniklarina-adli-tip-tahliyesi

 


"Tecavüzü Sıradanlaştırmak, Suça Ortak Olmaktır"

Adana Kadın Platformu üyeleri, Adana'da üç haftada dört kadının tecavüze uğradığını hatırlattı, "Her gün, her yerde taciz ve tecavüz tehdidiyle karşı karşıyayız. Şiddet ortamı, erkekleri kışkırtan medyanın, caydırıcı yaptırımlar uygulamayan yargının, ve bir şekilde göz yuman polisin elbirliği ile güçleniyor" dediler.

Adana Kadın Platformu üyeleri, kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüzlerle medyanın bu olaylara yaklaşımını protesto etti.

Adana Kadın Platformu

"Tecavüz cinselliğin bir türü değil, kadının bedensel bütünlüğüne yapılmış ciddi bir saldırıdır" diyen kadınlar, "Fatmagül'ün Suçu Ne?" dizisinde yer alan tecavüz sahnelerinin ve bu sahnelere ilişkin haberlerin tecavüzü normalleştirip meşrulaştırdığını vurguladılar.

Kadınlar, medya kuruluşlarına, "Tecavüzü sıradanlaştırmak, bu suça ortak olmaktır" diye seslendiler.

"Tecavüz erkeklere ait bir hak değil, suçtur"

"Film değil gerçek, her gün tecavüze uğruyoruz" yazılı pankart açan yaklaşık 40 kadın, siyah bandajlarla gözlerini kapatıp oturma eylemi yaptılar.

Platform üyeleri adına basın açıklamasını Fatoş Hacıvelioğlu okudu:

* "Fatmagül'ün Suçu Ne?" dizisi ile "tecavüz suçu" bir "tecavüz masalı"na dönüştürüldü.

* "Fatmagül bu gece tecavüze uğrayacak" haberleri ile "hangi tecavüz sahnesi daha iyi" karşılaştırmaları ile tecavüz bir suç, kadın bedenine yapılmış korkunç bir saldırı değil de cinselliğin bir türüymüş gibi gösterildi. Tecavüzü erkeklere ait bir hak olarak gören anlayış, bir kez daha meşrulaştırıldı.

* Kadınların gece geç saatte sokakta olduğu, kırmızı elbise giydiği ya da "hafif meşrep" olduğu için tecavüzü hak ettiği düşüncesi, hayatlarımızın ve bedenlerimizin denetim altında tutulmasının gerekçesi olarak sunuldu.

Adana'da üç haftada dört kadın tecavüze uğradı

* Ekim ayında Adana'da erkekler dört kadına tecavüz etti. Her altı dakikada bir kişi tecavüze uğruyor. Her dört kadından biri, hayatı boyunca en az bir defa tecavüze ya da cinsel tacize maruz kalıyor.

* Öldürülen kadınların yüzde 70'inin katili, bu kadınların çok iyi tanıdığı ve güvendiği erkeler. Bu erkeklerin hemen hepsi toplumda "saygın" bir yere sahip, meslek sahibi insanlar. Tecavüze uğrayan her beş kadından dördü saldırganı tanıyor.

* Erkekler kadınlara, cahil, sapık, akıl hastası, eğitimsiz ya da kültürsüz oldukları için değil, kendilerini kadın bedeni üzerinde hak sahibi olarak gördükleri için şiddet uyguluyor.

Medya, yargı, polis işbirliği

* Biz kadınlar her gün, her yerde taciz ve tecavüz tehdidiyle karşı karşıyayız. Kıyafetimizden, yürüyüşümüzden ya da sokakta olmamızdan dolayı çeşitli saldırılara maruz kalıyoruz.

* Bu şiddet ortamı, erkekleri kışkırtan medyanın, caydırıcı yaptırımlar uygulamayan yargının, ve bir şekilde göz yuman polisin elbirliği ile güçleniyor.

* Bizler, "kadının yeri evidir" anlayışını, bedenimize yönelik saldırı ve denetimleri ortadan kaldırmak için mücadelemizi sürdüreceğiz. Geceleri de sokakları da meydanları da terk etmeyeceğiz. Taciz ve tecavüz karşısında susmayacak, taciz ve tecavüzcülerin peşini bırakmayacağız.

http://bianet.org/bianet/medya/125581-tecavuzu-siradanlastirmak-suca-ortak-olmaktir

 
Paylaş
Bu web sitesi, STGM tarafından yürütülen ve Avrupa Birliği tarafından desteklenen Etkin Katılım İçin Sivil Toplumun Gelişimi projesi kapsamında yayın yapmaktadır.
Web sitesinin Avrupa Birliği'nin resmi görüşlerini yansıttığı düşünülmemelidir.