Komiser O’Flaherty, Türkiye makamlarıyla gerçekleştirdiği görüşmeler için teşekkür ederek, halihazırda devam eden “Terörsüz Türkiye Süreci”nin uzun süredir devam eden insan hakları sorunlarını ele almak ve demokratik kurumları güçlendirmek için önemli bir fırsat sunduğunu söyledi. Komiser, bu süreçte terörle mücadele düzenlemeleri ve uygulamalarının Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatları ve Venedik Komisyonu’nun ilgili görüşleriyle de uyumlu hale getirilmesi gerektiğini vurguladı.
Barışçıl toplanma hakkına yönelik kısıtlamalar devam ediyor
Komiser açıklamasında 24 Mart 2025’teki açıklamasından bu yana, toplantı ve gösteri hakkına yönelik yasaklar ile barışçıl gösterilere aşırı güç kullanılmasına ilişkin endişelerinin devam ettiğini belirtti. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 34. maddesi ile güvence altına alınan bu hakkın uygulamada, özellikle 2911 sayılı Kanun çerçevesinde, uluslararası standartların gerisinde kaldığını ifade etti.
19 Mart 2025’te İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından Mart–Nisan 2025 döneminde gerçekleşen protestolar sırasında çok sayıda kişinin gözaltına alındığını da hatırlatan Komiser, son dönemde alınan beraat kararları ve serbest bırakmaların ise olumlu bir adım olduğunu kaydetti.
Komiser, toplantı hakkına getirilen kısıtlamaların “yasallık, gereklilik, orantılılık ve ayrımcılık yapmama” ilkelerine uygun olması gerektiğini de vurguladı.
İfade özgürlüğüne yönelik baskılar kamusal tartışma ortamını olumsuz etkiliyor
Komiser O’Flaherty, TCK’nın Cumhurbaşkanına Hakaret Suçunu tanımlayan299’ncu, Türk Milletini, Türkiye Cumhuriyeti Devletini, Devletin kurum ve organlarını aşağılamayı tanımlayan 301’nci madde ve halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma suçunu tanımlayan 217/A maddesi ve Terörle Mücadele Kanunu’nun çeşitli hükümlerinin geniş ve yaygın biçimde uygulanmasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile uyumluluk konusunda ciddi soru işaretleri yarattığını ifade etti. Bu hükümler kapsamında gazeteciler, insan hakları savunucuları, muhalefet temsilcileri ve öğrencilerin hedef alınmasının kamusal tartışma ortamını olumsuz etkilediğini belirtti.
AİHM’in Öner ve Türk, Altuğ Taner Akçam, Artun ve Güvener, Işıkırık ve Nedim Şener kararlarında ortaya koyduğu yükümlülüklerin hâlâ tam olarak uygulanmadığını da vurgulayan Komiser, çevrim içi ifade özgürlüğü üzerindeki erişim engelleri ve içerik kaldırma kararlarının da AİHM içtihadına aykırı şekilde yaygınlaştığını söyledi.
Hukukçular, sivil toplum misilleme korkusu olmadan bağımsız biçimde çalışabilmeli
Komiser, sivil toplum örgütlerinin maruz kaldığı orantısız mali ve idari yükümlülükler, 5253 sayılı Dernekler Kanunu ve 7262 sayılı Kanun kapsamında yapılan incelemeler ile barolar ve avukatlara yönelik baskıları da gündeme taşıdı. İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu hakkında süren ceza yargılamasını kaygı verici olarak nitelendiren Komiser, baroların ve avukatların misilleme korkusu olmadan bağımsız biçimde çalışabilmesi gerektiğini vurguladı.
Türkiye’nin Avrupa Konseyi Avukatlık Mesleğinin Korunmasına İlişkin Sözleşme’yi imzalaması ve avukatların bağımsızlığı ile güvenliğine ilişkin koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi çağrısında bulundu.
AİHM kararlarının uygulanması konusunda sorunlar devam ediyor
Komiser, Türkiye’nin AİHM kararlarını genel olarak yüksek oranda uyguladığını belirtmekle birlikte, özellikle yapısal sorunlara ilişkin kararlarda ilerlemenin yetersiz olduğunu ifade etti.
Osman Kavala v. Türkiye, Selahattin Demirtaş (no.2) v. Türkiye ve Yüksekdağ Şenoğlu ve Diğerleri v. Türkiye kararlarında ilerleme sağlanamamasının yanı sıra, Can Atalay ve Tayfun Kahraman kararlarının uygulanmamasının hukukun üstünlüğüne zarar verdiğini söyledi.
Alt mahkemelerin Anayasa Mahkemesi kararlarını uygulamayı reddetmesini ise “hukuki kesinliği zedeleyen ciddi bir sorun” olarak nitelendirdi.
Komiser ayrıca Türkiye’ye TİHEK’in Paris İlkeleri’ne tam uyumlu hale getirilmesi, Yapay Zeka, İnsan Hakları, Demokrasi ve Hukukun Üstünlüğü Çerçeve Sözleşmesi’nin imzalanması ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararının yeniden değerlendirilmesi çağrısında bulundu.
Komiser’in ziyarete ilişkin ayrıntılı gözlemleri ve değerlendirmelerinin de yakında yayımlanacağı belirtildi.
O’Flaherty, ziyaret sırasında ilgili bakanlık temsilcileri, Anayasa Mahkemesi Başkanı, Türkiye Barolar Birliği, İstanbul Barosu, TİHEK, sivil toplum örgütleri ve gençlerle de görüşmeler gerçekleştirdi.