Romero, konuşmasında sivil toplumun varoluşsal bir tehdit altında olduğunu vurgularken, barışçıl toplanma ve örgütlenme haklarının insan onurunun merkezinde yer aldığını hatırlattı ve diğer hakların korunması ile sürdürülebilir kalkınma hedeflerinin gerçekleşmesi açısından hayati öneme sahip olduğunu söyledi.
Romero konuşmasında, sivil alanın yalnızca baskılar nedeniyle daralmadığını aynı zamanda uluslararası dayanışmayı ayakta tutan yaşam damarlarının da ciddi şekilde sarsıldığını söyledi. Romero, mevcut krizin iki ana kaynağını ise uluslararası yardım sistemlerine yönelik saldırılar ve küresel gündemin güvenlik odaklanması olarak aktardı.
Romero konulmasında bu iki sorunun sadece örgütlerin değil aynı zamanda uluslararası dayanışmanın geleceğini de etkilediğini vurguladı.
Romero şöyle konuştu
“Uluslararası yardımlardaki eşi görülmemiş kesintiler, küresel insan hakları ve kalkınma mimarisini derin bir belirsizlik içine sürüklemiştir. Örneğin, tüm resmi kalkınma yardımlarının dörtte üçünü sağlayan G7 ülkeleri, 2024 yılına kıyasla 2026 için katkılarını %20 oranında azaltmaktadır. Bu, 1960’tan bu yana yapılan en büyük kesintidir.”
Romero konuşmasında var olan kesintiler sonucunda dünya genelinde binlerce sivil toplum örgütünün kapanmak zorunda kaldığını, programlarda yaygın bir kesinti yaşandığını, özellikle kadınlar tarafından yönetilen, kadın hakları üzerine çalışan ve LGBTIQ+ örgütlerin yok olma riskiyle karşı karşıya olduğunu da söyledi.
“Bu durum, sivil alanı aşındırmakta ve yıllar içinde elde edilen kazanımları tehdit etmektedir. Birleşmiş Milletler dâhil çok taraflı örgütlere sivil toplumun katılımını zayıflatmaktadır”
Sivil toplum yenilikçi çözümlerle dayanıklılık gösteriyor
Sivil toplumun kriz ortamına rağmen dayanıklılığını ve kolektif eylem mirasını kullanarak yenilikler geliştirdiğine dikkat çeken Romero, feministlerin ve gençlerin öncülük ettiği hareketlerin, topluluk temelli girişimlerin ve yerel sahiplenme örneklerinin umut verici gelişmeler olarak öne çıktığını söyledi.
Romero, yeni finansman modelleri ve ortak liderlik uygulamalarının yanı sıra, topluluk temelli ve kooperatif finansman modellerinin de uzun vadeli bağımsızlığı güçlendirdiğini belirtti. Sektörler arası ittifakların, kaynak çeşitliliği, mesajın yaygınlaştırılması ve ortak gündemlerin sürdürülebilirliği açısından önemli olduğunu vurguladı.
“Bu krize rağmen, sivil toplum dayanıklılığını ve kolektif eylem mirasını kullanarak yenilikler geliştirmektedir. Sürdürülebilirliğe dair umut feminist ve gençlerin öncülük ettiği hareketlerde, topluluk temelli girişimlerde ve güçlü yerel sahiplenmede yatmaktadır. Kuruluşlar öncelikleri taban örgütlerinin belirlediği “ücretsiz telefon” aramaları gibi yeni finansman modellerini aktif olarak denemektedir. Ayrıca, eşitlik ve esnekliği teşvik etmek amacıyla ortak liderlik modellerinin de oluşturulduğunu görmekteyiz.”
Konuşmasında uzun vadeli bağımsızlığı güçlendirmek amacıyla topluluk temelli ve kooperatif finansman modellerinin teşvik edilmesi gerektiğini ifade eden Romero yeni iş birliklerinin de önemli olduğunu vurguladı.
“Pek çok kuruluş, akademi, bağımsız medya, kültürel gruplar ve diğer aktörlerle sektörler arası ittifaklar kurmakta veya mevcut iş birliklerini güçlendirmektedir. Bu ortaklıklar, finansman kaynaklarını çeşitlendirmeye, mesajın daha geniş kitlelere ulaşmasına ve ortak gündemlerin sürdürülebilmesine yardımcı olmaktadır.”
Romero uluslararası iş birliğini yeniden tanımlamak için de şeffaf, kapsayıcı ve demokratik bir sürece ihtiyaç olduğunu vurguladı ve raporda önerilen 8 ilkeyi özetledi.
Sekiz temel ilke
Raporda öne çıkan sekiz temel ilke ise şöyle sıralandı:
- Örgütlenme özgürlüğü hakkı çerçevesinde kaynaklara adil erişim sağlanmalı; baskıcı yasalar kaldırılmalı.
- Kapsayıcılığın önündeki engelleri ortadan kaldırarak, sivil toplumun ve taban hareketlerinin yardım süreçlerinin tüm aşamalarına anlamlı katılım kurumsallaştırılmalı.
- Güç dengesi eşitlenmeli, iş birliği sömürgecilikten arındırılmalı, yerel aktörlerin liderliği mümkün kılmalı ve yardım kaynaklarının en az %50’si ulusal ve yerel aktörlere yönlendirilmeli
- Hükümetler ve bağışçılar, kurumsal gelişimi ve uzun vadeli etkiyi destekleyen esnek ve çok yıllı finansmanla sivil toplumun dayanıklılığını güçlendirmeli.
- Sivil alanın korunması, tüm ikili ve çok taraflı anlaşmalarda öncelikli hale getirilmeli.
- Güvenlik politikaları ve bütçeleri insan hakları temelli olmalı ve sivil toplum, güvenlik stratejilerinin tasarımı, denetimi ve uygulanmasının her aşamasında bir ortak yer almalı.
- Finansman yapısı demokratikleştirilmeli; taban örgütleri ve geleneksel olmayan aktörler için erişilebilir, kamusal ve çok taraflı fonlar sağlanmalı.
- Kalkınma için finansman, insan onuru ve gezegenin sürdürülebilirliğini merkeze almalı.
Romero, barışçıl toplanma ve örgütlenme özgürlüklerinin demokrasinin temel taşları olduğunu vurgulayarak, “Bu kriz bir meydan okuma olduğu kadar, sürdürülebilir ve adil bir yardım yapısı inşa etmek için de bir fırsattır. Acil ve kararlı eylemler ile ek finansman gereklidir” dedi.
Özel Raportör hakkında detaylı bilgiye BM Özel Prosedürleri sayfasından ulaşabilir, mesajını ise buradan izleyebilirsiniz.