Ana içeriğe atla
Image
stgm
Share

Dijital dünya çocuklar için bir karanlık orman mı yoksa bir yaşam alanı mı?

UNICEF ortaklığında yürüttüğümüz "Çocuk Hakları Alanında Çalışan STÖ'lerin İzleme, Raporlama ve Savunuculuk Kapasitelerinin Artırılması Projesi" kapsamında Zemberek Teknoloji Sanat ve Öğrenme Derneği’nden Alper Kerpiççi ile dijital dünyayı "yasaklar" ve "haklar" ekseninde konuştuk. Konuşmadan notları ise bu yazıda derledik.  

Dijital araçlar artık çocuklar için sadece bir ekran değil, yaşayan bir alan.  Peki, biz bu alanı çocuklar için nasıl tasarlıyoruz? Koruma refleksiyle hareket ederken farkında olmadan onların haklarını mı kısıtlıyoruz? Yoksa kontrolsüz bir özgürlükle risklere açık hale mi getiriyoruz?

UNICEF ortaklığında yürüttüğümüz "Çocuk Hakları Alanında Çalışan STÖ'lerin İzleme, Raporlama ve Savunuculuk Kapasitelerinin Artırılması Projesi" kapsamında Zemberek Teknoloji Sanat ve Öğrenme Derneği’nden Alper Kerpiççi ile dijital dünyayı "yasaklar" ve "haklar" ekseninde konuştuk. Konuşmadan notları ise bu yazıda derledik.  

Karanlık orman yaklaşımından yaşam alanına 

Alper Kerpiççi konuşmasının başında toplumsal bakış açımızdaki keskin bir ikileme dikkat çekti. Dijital alanı ya her an bir tehlikeyle karşılaşılacak bir "karanlık orman" gibi algılayıp korkuyla yaklaşıyoruz ya da çocukların "dijital yerli" olduğu yanılgısına düşüp onları bu devasa boşlukta tamamen rehbersiz bırakıyoruz. Oysa dijital alan çocukların arkadaşlarıyla konuştuğu, oyun oynadığı, dünyayı keşfettiği ve en önemlisi seslerini duyurduğu gerçek bir yaşam alanı.

Peki bu ikilem nasıl çözülebilir?

Alper Kerpiççi, çocukları dijital dünyadan uzaklaştırarak değil, onları bu dünyada daha bilinçli ve dayanıklı kılarak koruyabileceğimizin altını çiziyor. Yasakların çocukları sadece "görünmez" risklerle baş başa bıraktığını hatırlatan Kerpiççi, durumu şu güçlü metaforla özetliyor: Bir çocuğu boğulmasın diye hiç suya sokmazsanız, boğulma riskini sıfırlarsınız ancak o çocuk hayatının bir noktasında suyla karşılaştığında yüzme bilmediği için çok daha savunmasız kalır. Dolayısıyla dijital alandan uzak tutmak geçici bir koruma gibi görünse de dayanıklılığa katkı sağlamıyor.

Tasarımda çocuk hakları: sonradan eklenen değil, temelde olan güvenlik

Mevcut platformların çoğunun "ortalama bir yetişkin" varsayımıyla kurgulandığını anlatan Kerpiççi, ihtiyacımız olanın güvenlik ve mahremiyetin daha tasarım aşamasında bir "hak" olarak sistemin içine yerleştirilmesi olduğunu vurguluyor. Bunun için ise iyi bir örnek var: Birleşik Krallık’taki "yaşa uygunluk" kodları şirketlerin bu sorumluluğu en baştan üstlenmesi gerektiğini gösteriyor.

Güncel tartışmalarda sıkça duyduğumuz yaş doğrulama ve erişim engeli gibi teknik önlemleri de konuştuğumuz webinarda Kerpiççi bunların çoğu zaman sahte bir güvenlik hissi yarattığını söylüyor. Kerpiççi çocukların engelleri aşmanın bir yolunu bulduğunu ve bu yüzden asıl meselenin odayı çocuktan temizlemek değil, odayı çocuk için güvenli tasarlamak olduğunu anlatıyor.

Çocuk ve dijital alan, üzerine düşünmemiz ve konuşmaya devam etmemiz gereken çok önemli bir başlık. Bununla birlikte bu düşünme süreci içinde bir soru bize yardımcı olabilir: Dijital dünyayı çocuklar için daha dar bir alan haline mi getirmeye çalışıyoruz, yoksa daha güvenli, adil ve güçlendirici bir alan haline mi dönüştürüyoruz?

Çocukların dijital esenliğinin sadece teknik engellerle değil; eleştirel düşünme, iletişim, üretim ve dayanışma becerilerine yapılacak destekle mümkün olduğunu unutmamak dileğiyle.

Yazıda geçen kaynaklar:

İlgili Eğitim