Ana içeriğe atla
Image
stgm
Share

Sosyal Medyada Kimlik Doğrulaması: Sivil Toplumun Dijital Örgütlenme Alanı Tehlikede

Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV) iş birliğiyle yürüttüğümüz Örgütlenme Özgürlüğünün İzlenmesi II Projesi kapsamında düzenlediğimiz çevrim içi panelde, Prof. Dr. Yaman Akdeniz ile Türkiye’de sosyal medya platformlarına kimlik doğrulamasıyla giriş öngören yeni yasal düzenlemenin sivil toplum ve örgütlenme özgürlüğü üzerindeki olası etkilerini konuştuk. Panelde, söz konusu düzenlemenin yalnızca çocukların korunması başlığıyla değerlendirilemeyeceği; internet alanında yıllardır adım adım genişleyen denetim mekanizmalarının son halkası olarak okunması gerektiği vurgulandı.

Panelin açılışında sosyal medya platformlarının bugün yalnızca bireylerin değil, sivil toplum örgütlerinin de kendilerini ifade ettikleri, kamuoyuna ulaştıkları ve örgütlenme faaliyetlerini yürüttükleri temel alanlardan biri haline geldiğine dikkat çekildi ve dijital alanı düzenleyen her yeni adımın yalnızca bireysel hakları değil, örgütlenme özgürlüğünü de doğrudan ilgilendirdiği ifade edildi.

“Son halka” olarak görülen düzenleme

Sunumunda internet alanındaki düzenlemelerin tarihsel gelişimine değinen Prof. Dr. Yaman Akdeniz, 2007 yılında yürürlüğe giren 5651 sayılı Kanun’dan bu yana erişim engellemeleri ve dijital denetim mekanizmalarının giderek genişlediğini anlattı. Hazırladıkları yıllık raporlarda bu süreci sistematik biçimde izlediklerini belirten Akdeniz, erişime engellenen internet sitelerinin sayısının yıllar içinde önemli ölçüde arttığını, farklı kamu kurumlarına erişim engelleme yetkileri tanınarak karar alma mekanizmasının da merkezileştiğini söyledi.

Akdeniz’e göre bugün gündemde olan kimlik doğrulaması düzenlemesi, çocukların korunmasına yönelik tekil bir uygulama değil son yirmi yılda internet alanında adım adım kurulan dijital denetim zincirinin son halkasını oluşturuyor.

Sivil toplumun dijital alanı daralıyor

Konuşmasında 19 Mart 2025 sonrasında yaşanan gelişmelere de değinen Akdeniz, İstanbul’da uygulanan bant daraltmasının ardından çok sayıda X hesabının erişime engellenmesiyle öğrenci inisiyatifleri, kadın örgütleri, bağımsız gazeteciler ve hak savunucularının hesaplarının hedef alındığını belirtti. Ardından Kaos GL başta olmak üzere çok sayıda LGBTİ+ örgütünün internet siteleri ve sosyal medya hesaplarına yönelik erişim engellerinin geldiğini, son dönemde ise farklı kadın ve LGBTİ+ örgütlerinin hesaplarının sistematik biçimde görünmez kılındığını söyledi.

Sosyal medya hesaplarının özellikle tüzel kişiliği bulunmayan oluşumlar açısından fiilen tek kamusal alan olduğuna dikkat çeken Akdeniz, bu hesapların görünmez hale getirilmesinin yalnızca teknik bir müdahale olmadığını, ilgili oluşumların kamusal alandaki varlığını da ortadan kaldırdığını ifade etti. Yeni hesap açmanın sorunu çözmediğini belirten Akdeniz, aynı topluluğa yeniden ulaşmanın ve görünürlüğü yeniden sağlamanın kolay olmadığını dile getirdi.

Kimlik doğrulaması anonimliği nasıl etkileyecek?

Akdeniz, düzenlemeye ilişkin değerlendirmesinde çocukların korunması gerekçesiyle gündeme getirilen sistemin pratikte yetişkin kullanıcıları etkileyeceğini söyledi. Sistemdeki modele göre kullanıcılar sosyal medya hesaplarına giriş sırasında e-Devlet üzerinden alınacak bir doğrulama koduyla kimliklerini doğrulayacak. Platformların yalnızca kullanıcının yaş bilgisini göreceğini, ancak devlet tarafında sosyal medya hesapları ile kimlik bilgilerinin eşleştirilmiş olacağını belirten Akdeniz, bunun anonimliği fiilen ortadan kaldıracağını ifade etti.

Bu durumun özellikle anonim hesaplar üzerinden hak savunuculuğu yapan, çalıştığı kurum nedeniyle kimliğini açıklamak istemeyen ya da farklı gerekçelerle anonim kalmayı tercih eden kişiler üzerinde caydırıcı bir etki yaratacağını söyleyen Akdeniz, örgütlenme özgürlüğünün cesaret gerektirdiğini, kimliğinin devlet tarafından bilineceğini düşünen birçok kişinin kendisini ifade etmekten vazgeçebileceğini dile getirdi.

Kurumsal hesaplar için de belirsizlik sürüyor

Panelde, düzenlemenin kurumsal sosyal medya hesaplarını nasıl etkileyeceği de tartışıldı. Birden fazla kişi tarafından yönetilen hesapların doğrulama sürecinin nasıl işleyeceğinin henüz bilinmediğini belirten Akdeniz, hem tüzel kişiliği bulunan örgütler hem de herhangi bir tüzel kişiliği olmayan dayanışma ağları açısından önemli belirsizlikler bulunduğunu söyledi.

Ortak hukuki mücadele çağrısı

Sunumunun sonunda sivil toplum örgütlerine hukuki mücadeleyi sürdürme çağrısı yapan Akdeniz, erişim engelleme kararlarının öğrenilmesi halinde itiraz yollarının işletilmesi, benzer ihlaller karşısında ortak hukuki stratejiler geliştirilmesi ve gerektiğinde toplu başvurular yapılmasının önemine dikkat çekti.

Ayrıca sosyal medya platformlarının da bu süreçte yalnızca uygulayıcı değil, sorumluluk taşıyan aktörler olduğunu vurgulayan Akdeniz, özellikle son dönemde engelleme kararlarını hızlı biçimde uygulamalarının bu tartışmanın önemli bir parçası olduğunu söyledi.

İlgili Eğitim