Afganistan Hazaraları Kültür ve Dayanışma Derneği, kurulduğu günden bu yana mülteci ve sığınmacı toplulukların güçlenmesine yönelik yürüttüğü çalışmalar yürütüyor. Trabzon’da başlayan ve zamanla Türkiye geneline yayılan bu dayanışma ağı, özellikle çocukların ve kadınların haklarını koruma, sosyal uyum süreçlerini destekleme ve kendi sözlerini kurabilecekleri alanlar yaratma konusunda özgün ve ilham verici bir modelle de dikkat çekiyor.
Derneğin kuruluş hikâyesinden çocuk komitelerinin işleyişine, çocukların kendi kalemlerinden çıkan dergi çalışmalarından çocuk koruma politikalarının sahada nasıl hayata geçirildiğine kadar uzanan kapsamlı faaliyetlerini konuştuk.
İlk olarak sizi tanımak isteriz. Afganistan Hazaraları Kültür ve Dayanışma Derneği’nin kuruluş hikâyesini anlatır mısınız?
Derneğimizin temelleri, 1997 yılında Hazara öğrencilerden oluşan bir topluluk olarak atıldı. Türkiye ve Afganistan halkları arasında köprü vazifesi gören bu yapı, başlangıçta Hazara öğrencileri arasında yardımlaşmayı güçlendirmeyi ve akademik çalışmalar yapmayı hedefledi. Ardından mezun öğrencilerin düzenlediği bir toplantıda, ortaya çıkan ihtiyaçlar doğrultusunda dernekleşme fikri benimsendi ve 14 Mart 2012 tarihinde Afganistan Hazaraları Kültür ve Dayanışma Derneği (AHCSA) olarak Trabzon'da resmen kuruldu.
Şu anda merkezimiz Trabzon’da ama Türkiye genelinde faaliyetlerimize devam ediyoruz. Özellikle risk grubundaki göçmen sayısının artmasıyla birlikte sığınmacı çocuklar ve kadınlara yönelik çalışmalarımız ağırlıklı. Üniversitelerin araştırma merkezleriyle dirsek temasında çalışıyor; öğrenci ve göçmenlere yönelik danışmanlık, yönlendirme, vaka yönetimi ve tercümanlık hizmetleri sunuyoruz. Ayrıca Halk Eğitim Merkezleri başta olmak üzere kamu kurumlarıyla iş birliği içinde yaygın eğitim, savunuculuk ve sosyal uyum alanlarında etkinlikler düzenliyoruz.
Gelinen noktada binlerce insana dokunabilen bir çatı olarak; sığınmacı, mülteci, göçmen ve ev sahibi topluluklara koruma, eğitim, sağlık, sosyal destek, hukuk ve göç araştırmaları alanlarında hizmet vermenin gururunu yaşıyoruz. Din, dil, ırk, renk ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin başvuru yapan herkese imkânlarımız dâhilinde hizmet etmek, ulaşılan güzel sonuçlarla birlikte en büyük motivasyon kaynağımız.
Çocuklarla çalışmaya hangi ihtiyaçla ve nasıl başladınız?
Dernek olarak kuruluşumuzdan bu yana üniversite öğrencileriyle uzun yıllar çalışıyorduk; ancak zamanla özel ihtiyaç sahibi çocuklara da hizmet sunma gereksinimi ön plana çıktı. Özellikle göçmen toplulukların kendi hak ve sorumluluklarına dair bilgi eksikliği yaşadığı ilk süreçte, kadınların ve çocukların haklarından mahrum kalmaması adına bilgilendirme toplantıları gerçekleştirdik ve insani yardım faaliyetleri yürüttük.
Çocuklarla çalışmaya başlama sürecimiz ailelerle kurduğumuz bu temaslar ve özel gün etkinlikleriyle şekillendi. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, Dünya Kız Çocukları Günü gibi özel günlerde çocuklar için kapsamlı etkinlikler düzenledik. Bu süreçte çocukların farklı alanlarda güçlendirilmesi gerektiğini görerek; sosyal duygusal öğrenme, çocuk ihmal ve istismarı, empati ve çocuk hakları gibi alanlarda atölye çalışmaları başlattık. Böylece göçmen ailelerle yürüttüğümüz çalışmaların merkezine çocukları da alarak, onların sosyal uyumunu ve korunmasını destekleyen yapısal bir sürece adım atmış olduk.
Kadın komiteniz var, neden çocuk komiteniz yok?
Dernekteki çocuk komitelerinden bahsedebilir misiniz? Komiteler nasıl kuruluyor ve nasıl çalışıyor?
Derneğimiz bünyesinde aktif olarak faaliyet gösteren Begüm Kadın Hakları Komitemizin çalışmalarını takip eden çocuk katılımcılarımız, "Begüm Kadın Komiteniz var, neden çocuk komiteniz yok?" diyerek AHCSA Çocuk Komitesi’nin kuruluş fikrinin temelini attı. Çocukların kendi haklarını savunabilecekleri ve seslerini duyurabilecekleri bir alana duydukları bu ihtiyaç üzerine dernek yönetimimiz, Çocuk Komitesi kurma kararı aldı.
Komitenin kurulma süreci ve işleyişinde, dernek ile çocuklar arasında sürekli iletişimi sağlayacak bir odak kişi belirlenerek işe başlandı. Ardından WhatsApp gruplarımız üzerinden gönüllü üye alımı duyurusu yapıldı ve kayıtlar alındı; bu sürecin sonunda, 2022 yılında 12 asıl ve 25 gönüllü çocuk üyemizle komitemiz kuruldu.
Üyelerimizle gerçekleştirdiğimiz ilk toplantılarda amaçlarımızı, hedeflerimizi ve faaliyet alanlarımızı belirledik. Demokratik bir süreç izleyerek kapalı oylama ile komite başkanımızı seçtik ve iletişim ile koordinasyonu sağlamak amacıyla özel bir WhatsApp grubu oluşturduk. Komitemiz, kurulduğu günden bu yana büyümeye devam ederek şu anda 10 asıl ve 30 üyeden oluşan bir yapıyla çalışmalarını başarıyla sürdürüyor.
Çocuk komitesi ile birlikte hazırladığınız çocuk dergisini de dinlemek isteriz. Dergi çıkarma fikri kimindi, nasıl karar verdiniz? Dergi çocukların kendilerini ifade biçimini nasıl dönüştürdü?
Bu fikir Dijital Dünya ile ilgili Mikro-Fon Projemizi tasarladığımız toplantı sırasında komite üyelerimizden birinin, "Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'’nın bilgilendirici dergileri oluyor; belki biz de dijital dünya, siber zorbalık ve çocuk haklarını anlattığımız bir dergi hazırlayabiliriz" önerisiyle ortaya çıktı. Bu alanda yetenekli ve görev almak isteyen üyelerimizin olduğunu görünce, bu faaliyeti projemize dâhil etmeye karar verdik.
Çalışmaya başlarken çocuklar, ilgi alanlarına göre söz yazarlığı, çizim, tasarım ve eğlence bölümü gibi farklı gruplara ayrıldılar. Her grup kendi içinde başlıklandırmalar yaparak yazacakları konuları belirledi; yazılar kaleme alınırken görsel ve tasarım ekibiyle sürekli iletişimde kalınarak metinlere uygun görseller tasarlandı. Çocuklar bu süreçte kendilerini ifade edebilecekleri harika bir alan buldu. Kimisi arkadaşlık üzerine yazılar yazdı, kimisi kitap önerilerini listeledi, kimisi kendine örnek aldığı kişileri anlattı, kimisi de mektuplar aracılığıyla tamamen kendi istedikleri içerikleri tasarladı.
Ayrıca dergi kapağı için tüm çocukların katılımına açık bir yarışma düzenledik ve kazanan resim kapak olarak kullanıldı. Ön kapaktan arka kapağa kadar her bölümüyle, derginin tamamen çocukların kendi eseri olduğunu söyleyebiliriz. Bu süreç, çocukların yaratıcılığını ortaya çıkararak onların seslerini ve fikirlerini bağımsız bir şekilde ifade etme biçimlerini çok olumlu yönde dönüştürdü.
Sınırları aşan bir dayanışma
Sığınmacı ya da mülteci çocuklarla çalışırken sadece dil bariyeri sorun değil, ayrımcılık, sosyal uyum, gelecek kaygısı gibi farklı başlıklar da var. Siz bu engellerle nasıl mücadele ediyorsunuz?
Sığınmacı ve mülteci çocuklar başta Türkçe dil yetersizliği olmak üzere kimlik ve statü edinme zorlukları, ayrımcılık, sosyal uyum ve gelecek belirsizliği gibi çok ciddi sorunlarla karşı karşıya kalan hassas bir grup.. Bu engellerle mücadele etmek için dernek olarak çok yönlü bir yaklaşım benimsiyor; öncelikle hak savunuculuğu yoluyla çocukların eğitim ve sağlık gibi temel haklara erişimlerine destek olurken, ekonomik durumu yetersiz olanlara imkânlar dâhilinde insani yardım hizmetleri sunuyoruz. Dil bariyerini aşmak adına hem kendi merkezimizde hem de Halk Eğitimi Merkezleriyle iş birliği içinde binlerce kişiye Türkçe A1 ve A2 kursları düzenliyoruz.
Ayrımcılığa karşı özellikle bu sorunun yoğun olarak gözlemlendiği okullarda ve mahallelerde sosyal uyum çalışmaları gerçekleştiriyor, gelecek kaygısı ve statü belirsizliklerine karşı ise derneğimizdeki gönüllü psikologlar ve sosyal hizmet uzmanları aracılığıyla destek sağlıyoruz.
Tüm bunların ötesinde, çocukların "buradayım ve sesimi duyurabiliyorum" diyebilmesini sağlayan en önemli aracımız Çocuk Komitemiz. Komite üyesi olmak çocuklara; fikirlerini özgürce dile getirebilecekleri, sorunlarına arkadaşlarıyla birlikte çözüm bulabilecekleri ve kendilerini değerli hissedecekleri güvenli bir alan sunarak yaşadıkları diğer zorlukları aşmaları için büyük bir umut ve enerji veriyor.
Çocuk koruma ve çocuk güvenliği politikalarını oluştururken kendi ihtiyaçlarınızı bu belgelere nasıl yerleştirdiniz? Bu konularda üretilmiş materyalleri kendinize nasıl uyarladınız?
Çocuk koruma ve güvenliği politikamızı oluştururken, derneğimizin kapasite geliştirme uzmanı; dernek çalışanlarımızın ve çocuk komitemizin görüşlerini alarak kurumumuza özgü bir çerçeve geliştirdi. Bu süreçte genel geçer materyalleri doğrudan almak yerine, özellikle sahada temas ettiğimiz çocuk profillerini, onların özel durumlarını ve derneğimizin dinamiklerini göz önünde bulundurduk. İhtiyaçlarımızı bu belgelere entegre ederken, politika maddelerini ve sınırlarını doğrudan sahadan gelen geri bildirimlerle harmanlayarak hem kurum çalışanlarımızın hem de çocukların gerçekliğine en uygun, uygulanabilir ve koruyucu yapıyı oluşturmayı başardık.
Çocuk koruma politikası oluşturmak isteyen bir örgüte ne söylemek istersiniz, yola nereden başlasınlar?
Öncelikle, benzer alanda çalışan kurumların mevcut çocuk koruma politikalarını inceleyerek fikir edinmelerini öneririz. Ardından, kendi kurum yapılarını analiz edip, sahada temas ettikleri hedef çocuk profilinin ihtiyaçlarını ve olası riskleri göz önünde bulundurarak kuruma özgü bir çerçeve çizmeleri oldukça önemlidir. Tüm bu adımlarda, varsa kendi çocuk katılımcılarından da geri bildirim alınması; oluşturulacak politikanın çok daha kapsayıcı, gerçekçi ve çocukların güvenliğini en iyi şekilde sağlayacak bir yapıya kavuşmasına katkı sağlayacaktır.