Ana içeriğe atla
Image
STGM
Share

Zorunlu Seçmeliler, Reform Yorgunluğu ve Eşitsizlikler: Ortaöğretimde Dönüşüm Şart

Eğitim Reformu Girişimi (ERG), 2003 yılından bu yana ortaöğretime ilişkin yürüttüğü izleme, analiz ve savunu çalışmalarını, “Keşif, Gelişim, Katılım: Ortaöğretimin Hak Temelli Dönüşümü İçin Öneriler” başlıklı politika notunda derledi.

Eğitime erişimde cinsiyet farkı azalsa da yapısal sorunlar devam ediyor

Politika notunda “Haydi Kızlar Okula” ve “Baba Beni Okula Gönder” gibi devlet ve sivil toplum destekli proje ve kampanyaların desteğiyle cinsiyet temelli farkların azaldığı ancak sosyoekonomik koşullar, göç, kırsal yaşam ve toplumsal roller gibi başka eşitsizliklerin  gençlerin ortaöğretime erişiminde belirleyici olduğu ifade edildi. 

Bütünsel dönüşüm şart

Notta özel eğitim gereksinimi olan öğrencilerin ortaöğretime erişimi, ortaöğretimde kaynaştırma eğitimi alabilmeleri ve okulda kalma süreçlerinin de yapısal engellerle karşı karşıya olduğu söylendi. 

Fiziksel erişilebilirlik, bireyselleştirilmiş desteklerin sınırlılığı, özel eğitim alanında yetişmiş öğretmen açığı ve rehberlik hizmetlerinin kapsayıcı olmaması nedeniyle özel gereksinimli öğrencilerin nitelikli eğitime erişim hakkına ulaşamadığı belirtildi. Ortaöğretim sisteminin gerçek anlamda kapsayıcı olabilmesi için bütünsel bir dönüşüm gerektiği de vurgulandı. 

Programlarda dönüşüm çabaları istenen etkiyi yaratmadı

Politika notunda ortaöğretim programlarının zaman içinde yenilenmesi ve seçmeli derslerin artırılması önemli adımlar olarak sıralandı. Buna karşın çabaların yetersiz olduğu ve öğretmenlerin uygulamadaki belirleyici rolünün yeterince desteklenmemesi, hizmet içi eğitim olanaklarının sınırlılığı ve bazı bölgelerde altyapı eksikliği nedeniyle istenen etkiyi yaratmadığı ifade edildi. 

Bir tuhaf tezat: zorunlu seçmeli

Seçmeli derslerde ise hem içerik, sunulma biçimi hem de erişilebilirlik açısından ciddi eşitsizlikler oluştuğu belirtildi. Öğrencilerin çoğu zaman gerçek anlamda seçim yapamadığı ve  birçok okulda seçmeli derslerin fiilen zorunlu hâle geldiği not edildi. 

İlgi ve merakı desteklemesi beklenen seçmeli ders yapısının uygulamada öğrencilerin yönelimlerini sınırlayan bir düzene dönüştüğü söylendi.  

Reform yorgunluğu güncelliğini koruyor

Eğitim Reformu Girişimi (ERG) politika notunda 2007’den bu yana dile getirdiği “reform yorgunluğu” kavramının eğitim politikalarında güncelliğini koruduğuna dikkat çekti. Sık ve birbirini izleyen değişikliklerin öğretmenler, öğrenciler ve diğer paydaşlar üzerinde güvensizlik, tükenmişlik ve uyum sorunları yarattığı vurgulandı.

ERG’ye göre bu yorgunluğu besleyen temel etkenlerden biri, karar alma süreçlerinde etkin ve anlamlı katılımın sınırlı kalması. Bunun için katılımcılığın yalnızca görüş bildirme düzeyinde kalmaması, bildirilen görüşlerin nasıl değerlendirildiği ve kararları nasıl etkilediğinin şeffaf biçimde paylaşılması gerektiği ifade edildi.

Politika notundan öne çıkan bazı öneriler ise şöyle:

  • Ortaöğretime geçiş sistemi, yalnızca başarı sıralaması üreten bir mekanizma olmaktan çıkarılarak, her öğrencinin gelişimini çok boyutlu biçimde destekleyen, yön bulmasına rehberlik eden ve öğrenme sürecine katılımını teşvik eden bir yapıya dönüşmelidir. 
  • Ortaöğretimde yürürlükteki öğretim programlarının öğrencilerin gelişim alanlarına ve öğretmenlerin sınıf içi deneyimlerine ne ölçüde karşılık verdiği dikkatle ele alınmalıdır. Aynı şekilde, seçmeli derslerin öğrencilerin ilgi ve yönelimlerine gerçekten alan açıp açmadığı da değerlendirilmelidir. Öğrencilerin ilgi ve becerilerini geliştirebilecekleri ortamların oluşturulması, ancak okulöncesinden itibaren bütüncül bir rehberlik sistemiyle mümkün olabilir; bu sistem, öğrencilerin gelişimini yakından takip ederek ihtiyaç duydukları desteği zamanında sunmalı ve ortaöğretimdeki yönlendirme hizmetleri bu temelin üzerine inşa edilmelidir.
  • Toplumsal kutuplaşma, adaletsizlik inancı ve sosyoekonomik eşitsizlikler eğitim ortamlarında da şiddeti beslerken, özellikle otoriter okul iklimlerinde öğrencilerin güvensizlik, korku ve yalnızlık duyguları artıyor; bu durum zorbalığın gizlendiği ve normalleştirildiği bir kültürü beraberinde getiriyor. Bu çok katmanlı soruna yanıt verebilmek için öğrencilerin haklarını öğrenip kullanabildiği, karar alma ve çatışma çözüm süreçlerine katılabildiği, sosyal-duygusal becerilerini geliştiren ve öğretmenlerin hak temelli yaklaşım kapasitesini güçlendiren, güvenli ve kapsayıcı okul iklimi politikalarının bütüncül biçimde hayata geçirilmesi gerekiyor.

Politika notunu incelemek için tıklayınız.
 

İlgili Eğitim