Ana içeriğe atla

Sivil Alanda Çalışmak: Hak Savunuculuğunda Kendi Hakkını da Savunmak

Sosyal-İş Sendikası Emek ve Hak Örgütleri Komisyonu tarafından hazırlanan yeni rapor STÖ’lerde çalışanların ücret, sözleşme ve yan haklarına dair çarpıcı verilerle hak savunuculuğunun emek boyutuna ışık tutuyor.
Yazar / Editör:
Yazarlar
Nevzer Eylül Açıkkol
Ayşe Özsoy

Katkı Verenler
Suna Yılmaz
Özgür Çetinkaya
Yayın Yılı:
2025
Konu:
İşçi Hakları
Yayım Dili:
Türkçe
Yayınlayan:
Sosyal-İş Emek ve Hak Örgütleri Komisyonu
Share

Rapora göre süreli sözleşme ve güvencesizlik normalleşmiş durumda, fazla mesai var ama karşılığında ücret yok. Çalışmada öne çıkan kavramlar güvencesizlik, emek sömürüsü, yorgunluk ve yalnızlık, görev tanımı dışı çalışma, düşük ücret, mobbing ve ayrımcılık, sistematik psikolojik şiddet, esnek ve güvencesiz bir istihdam rejimi oldu. 

Derneklerde proje bazlı çalışma norm haline gelmiş durumda

Raporda İş Kanunu’nda istisnai olarak tanımlanan belirli süreli sözleşmelerin sivil toplum kuruluşlarında belirli süreli iş sözleşmelerinin norm haline geldiğine dikkat çekildi. Raporda derneklerde çalışanların %61,7’sinin, vakıflarda çalışanlarınsa %40,7’sinin belirli süreli sözleşmelerle çalıştığı ortaya koyulurken, dernek ve vakıfların, proje bazlı fonlara bağımlı hale gelmesiyle istihdamın da güvencesizleştiği vurgulandı.

Fazla mesai var, ücret yok,  kıdem hakkı ise sadece bir “lütuf”

Rapora göre, sivil toplum alanında fazla mesai yaygın bir uygulama olmasına rağmen, 4857 sayılı İş Kanunu’na aykırı biçimde bu çalışmalar çoğunlukla karşılıksız kalıyor. Katılımcılar, haftalık 45 saati aşan mesailerinin ücretlendirilmediğini, buna rağmen dakikalık gecikmelerin dahi eleştiri konusu olabildiğini belirtti. Fazla mesai ücretlerinin ödenmemesi kurum içi pozisyona göre değişmiyor.  Yönetici ve koordinatör düzeyindeki çalışanlar ise daha fazla mesai yapıyor. 

“Çalıştığımız o saatlerde bizlere fazla mesai ücreti ödenmiyor. Mesaiye 1 dakika geç kalsak üyeler bizlere kızabiliyor ama çalıştığımız fazla saatleri kimse görüp takdir etmiyor”

Rapora göre sivil toplum kuruluşlarında yaygın fazla mesai uygulamalarına rağmen özellikle proje bazlı ve 12 aylık belirli süreli sözleşmelerle çalışanların yalnızca %4’ü fazla mesai ücretlerini aldıklarını belirtirken çok sayıda çalışanın fazla mesai ödemelerini izin olarak kullanmaya zorlandığı vurgulandı. Raporun bulguları arasında, özellikle proje bazlı işlerde belirli süreli sözleşmelerle çalışanların her yıl alması gereken kıdem zamlarına ulaşamadığı da dikkat çekti.

Pek çok çalışan fonların azalması ve sektördeki daralma nedeniyle zam alamadığını, kısa süreli sözleşmeler nedeniyle bu haklara erişemediğini ifade etti. Bu hakların kâğıt üzerinde tanınsa da uygulamada çoğu zaman ihlal edildiği ve kıdemin ise “işverenin takdirine bağlı bir lütuf” gibi sunulduğu aktarıldı.

Mobbing ve ayrımcılık yaygın

Rapora göre, mobbing ve ayrımcılık sivil toplum alanında çalışanların en sık karşılaştığı sorunlar arasında yer alıyor. Özellikle kadın çalışanların bu tür olumsuz deneyimlerden daha fazla etkilendiği vurgulanıyor.

Katılımcıların en fazla bildirdiği ayrımcılık türü, deneyim ve yaşa dayalı ayrımcılık olurken, bunu cinsiyet temelli ayrımcılık ve ekonomik sınıfa dayalı ayrımcılık izliyor. Engellilik, sağlık durumu ya da inanç ve düşünce özgürlüğüne dayalı ayrımcılık ise daha düşük oranlarda bildirilmiş durumda. Psikolojik ve duygusal şiddet en yaygın şiddet türü olarak öne çıkarken, sözlü şiddet ile mobbing nedeniyle istifa ettirilme deneyimleri de dikkat çeken bulgular arasında yer aldı. 

"Sivil alan çok küçük olduğu için mobbingi de hak kaybını da sindiriyorlar. Yeter ki referansı yanmasın."

“Sendikalar kadınlar için mobbingin yoğun olduğu yerlere dönüşebiliyor. Ataerkil yapı çok güçlü ve işe alım süreçlerinden başlayarak mobbing sürekli devam ediyor. Bu ortamda kadın olarak var olmak çok zorlaşıyor.”

Yan haklar tanınıyor ama uygulanmıyor 

Rapor sivil alanda çalışanların büyük bir kısmının sosyal desteklerden yoksun olduğunu ortaya koydu. Ofiste çalışanların %52,1’i yol ücreti almadığını belirtirken, yalnızca %29,9’u yol masraflarını karşılayacak düzeyde bir destek alabildiğini ifade etti. Yemek, yıpranma payı gibi ek destekler ise neredeyse hiç sağlanmazken, ücretli izinler, sağlık sigortası veya 8 Mart gibi sembolik günler için tanınan hakların da çoğunlukla uygulamada karşılık bulmadığı aktarıldı.

Kreş desteği ve çocuk eğitimi katkısı gibi bakım yükümlülükleriyle doğrudan ilişkili haklar büyük ölçüde tanınmazken, taşınma izni gibi hakların ise daha yaygın şekilde uygulanabildiği söylendi.

Deprem gibi travmatik koşullarda çalışan personelin bile %63,4’ü psikolojik destek hakkına erişemiyor. Bu hakkın hem tanındığını hem de uygulandığını belirtenlerin oranı ise yalnızca %22. Özellikle yerel dernek ve vakıflarda kreş ve eğitim desteğinin yok denecek kadar az olduğu, sendikaların bu alanda görece daha iyi bir tablo sunduğu ifade ediliyor.

Sendikalar regl izninde öne çıktı

Taşınma izni, en yüksek uygulama oranına sahip yan haklardan biri olurken, 8 Mart izni konusunda ise sendikalar öne çıktı.  Toplumsal cinsiyet eşitliği açısından kritik öneme sahip olan regl izni ve 8 Mart Dünya Kadınlar Günü izni gibi uygulamalarda  katılımcıların neredeyse yarısı kurumlarında regl izninin hiç tanınmadığını belirtti.  Çalışanlarının %79,2’sine 8 Mart izni veren sendikalar bu hakkın tanınmasında öne çıkan kurum tipi oldu.

Sivil alandan büyük beklenti: adalet ve liyakat 

Rapor sivil toplum örgütlerinde liyakata dayalı işe alım ve ücretlendirme süreçlerine ilişkin ciddi bir güvensizlik olduğunu da ortaya koyarken, sivil toplum sektöründe çalışanların “hak temelli” bir çalışma alanında görev yapıyor olmalarının yarattığı ideolojik bağlılığın ise sömürü ilişkilerini görünmez kıldığı söylendi.

"Gönüllülük/bağlılık duyguları, aidiyet yüce/ulvi amaç algılar emek sömürüsünü meşrulaştıran unsur haline geliyor."

 “Komik ücretlere tam zamanlı mesaide insani yardım çalışmaları yapıyoruz ama çalışanların insani koşullarda çalışması ve yetkinlik bazlı liyakata dayalı özlük hakları yok.”

Nadiren iyi uygulamalar da var

Raporda, sivil toplum alanında nadiren olsa da örnek teşkil edebilecek iyi uygulamaların olduğu ifade edildi. Raporda bazı kurumların, yöneticilerin inisiyatifiyle çalışanlara gerekçe göstermeksizin ayda bir kez kullanılabilen mazeret izni ve idari izin sunduğu aktarıldı. 

Raporda cinsiyet kimliği uyum süreçlerinden geçen ve hormon tedavisi gören trans çalışanlara özel ücretli izinlerin tanınması ile çalışan esenliğini gözeten uygulamalar dikkat çekerken, menopoz döneminde olan çalışanların ihtiyaçlarını gözeten ve iş planlarını çalışan lehine esnetme yükümlülüğü olumlu bir örnek olarak öne çıktı.

Image
STGM

STGM Youtube Kanalına abone olun!

STGM YouTube Kanalı'nda çeşitli eğitimler, sunumlar ve sivil alana dair güncel tartışmalar yer alıyor. Kanalımızı şimdi inceleyin, abone olun.

Temmuz 2026