Ana içeriğe atla
Image
stgm
Share

Mevzuat, Uygulama ve Reform İhtiyacı: STÖ'lerin Yardım Toplama Faaliyetlerine İlişkin Raporumuz Yayında

Sivil toplum örgütlerinin finansal kaynaklara erişimini ve yardım toplama mevzuatının mevcut durumunu örgütlenme özgürlüğü çerçevesinde ele alan çalışmamız yayında. Avrupa Birliği desteği ve Türkiye Üçüncü Sektör Vakfı (TÜSEV) iş birliğiyle yürüttüğümüz Örgütlenme Özgürlüğünün İzlenmesi II Projesi kapsamında hazırlanan yayında mevzuat analizi, saha bulguları ve çözüm önerileri bir arada sunuluyor.

Uluslararası standartlar ve örgütlenme özgürlüğü

Raporun giriş bölümünde ulusal mevzuat ve uygulamalar aktarılırken, örgütlenme özgürlüğünün sadece dernek veya vakıf kurabilme hakkından ibaret olmadığı, bu hakkın hayata geçebilmesi için finansal kaynaklara serbestçe erişimin bir ön koşul olduğu vurgulandı.

Uluslararası standartların, sivil toplumun bağış ve hibe gibi meşru kaynaklara erişiminin kural olarak serbest olması gerektiğini öngördüğü belirtilirken, devletlerin rolünün ise  kısıtlama yerine şeffaflık ve hesap verebilirliği temin eden orantılı bir çerçeve sunmakla sınırlı olduğu ifade edidi.

“Bana kamu yararına uygun değildir senin yardım toplama başvurun diyor. Ama başka bir kurum benimle aynı bilgileri, aynı evrakları dolduruyor. Onun başvurusu kamu yararı olarak değerlendiriliyor. Biraz önce de söylediğim gibi yani hiçbir standardı olmayan bir süreçten bahsediyoruz. Tamamen bir kişinin iki dudağı arasında kalan bir süreç. İzin veriyorsa veriyor, vermiyorsa vermiyor. Aslında kime neye göre izin verdiği de az çok belli.”

Yardım ve bağış ayrımının yarattığı hukuki belirsizlikler

Çalışmada, 1983 tarihli ve 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun 2. maddesinde dernek ve vakıflara yapılacak bağış ve yardımların kanun kapsamı dışında tutulduğu ancak uygulamada bu hükmün göz ardı edildiği ortaya konuldu.

Bağış ve yardım kavramları arasında uygulamada yaratılan ayrımın ise sivil toplumun sürdürülebilirliğini olumsuz etkilediği ifade edildi.Raporda bu ayrımın gri alan yarattığı ve bu belirsizliğin ise dernek ve vakıfların iletişim, görünürlük ve kaynak geliştirme faaliyetlerini önemli ölçüde kısıtladığına dikkat çekildi.

“Yardım toplama nedir? Mesela bir bağışçımız kendi (sosyal medya hesabında) işte böyle böyle destek olun diye bir şey paylaşıyor. Ama takipçisi çok olan birisi. Şimdi bu yardım toplamaya girer mi? Bizim için yardım mı topluyor? Yani girmeyebilir bence yardım toplamaya ama [İdare] çıkıp diyebilir ki hayır bu yardım toplamaya giriyor. Sonuçta senin için orada bir duyuru yapıyor diyebilir gibi. Böyle şeyler var.” 

Dijital dönüşüm ve bürokrasi arasındaki uyumsuzluk

Rapor kapsamında gerçekleştirilen odak grup görüşmeleri, izin süreçlerinin uzun, bürokratik ve öngörülemez olduğunu gösteriyor. Başvuruların gerekçesiz reddedilmesi veya yanıtsız bırakılması yaygın bir sorun olarak öne çıkarken, kitlesel fonlama, dijital platformlar ve bireysel kampanyalar gibi güncel yöntemlerin ise mevcut Kanun’un yapısıyla uyumsuz olduğu vurgulandı. 

Kriz dönemleri ve insani yardım faaliyetleri

Raporda, 6 Şubat 2023 depremleri ve pandemi süreci gibi dönemlerin ise yardım toplama mevzuatının yol açtığı sorunları en net şekilde gün yüzüne çıkardığı belirtildi.  Afet anlarında hızlı hareket edilmesi gereken durumlarda izin süreçlerinin sivil toplumun esnekliğini engellediği ve STÖ'leri belirsizlikler karşısında risk almak durumunda bıraktığı ifade edildi.

Raporun temel reform önerileri

Mevcut mevzuatın eşitlik, ölçülülük ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırı olduğu ve sivil toplumun mali sürdürülebilirliğini zayıflattığı sonucuna varılan raporda şu reform önerileri öne çıktı.

  1. Yardım Toplama Kanunu’nun 2. Maddesinde de öngörüldüğü üzere, STÖ’lerin kendi statülerine göre topladıkları yardımlar Yardım Toplama Kanunu’nun kapsamı dışında değerlendirilmelidir. Böylece, STÖ’lerin genel amaç ve faaliyetlerine yönelik düzenli gelir çağrıları için bağış ve yardım arasındaki kavramsal yapaylık giderilmelidir.
  2. Dijital bağış rejiminin açık tanımı yapılmalı, sosyal medya, SMS, kitlesel fonlama (crowdfunding), maraton ve bireysel link kampanyaları mevzuatta açıkça tanımlanmalı, gri alanlar kaldırılmalıdır
  3. İdari makamlar arasında uygulama birliği sağlanmalı; bildirim ve uzatma süreleri kanunda açıkça belirlenmelidir.
  4. Bildirimlerde şeffaflık ilkesi uygulanmalı, yapılan bildirimler yıllık istatistiklerle kamuya açıklanmalıdır.
  5. Olağanüstü hâllerde hızlı bildirim, toplu kayıt ve koordinasyon esaslı geçici kolaylaştırıcı rejim öngörülmelidir.
  6. Bildirim ve denetimde talep edilebilecek kişisel veriler açıkça sınırlandırılmalı; faydalanıcı listeleri için ölçülülük ilkesi uygulanmalıdır.
  7. Yurt dışı bağışlarda eşik olmalı, düşük tutarlı bağışlar için istisna getirilerek belirli eşik üzerindekiler için toplu ve periyodik bildirim modeli uygulanmalıdır.
  8. Mevzuat değişiklikleri hazırlanırken STÖ’lerin katılımı zorunlu kılınmalı; düzenleme süreci şeffaf ve istişareye dayalı yürütülmelidir.

Raporu buradan inceleyebilirsiniz.

İlgili Eğitim