AB toplumsal dinamiklerin korunmasında önemli bir rol oynamaya devam ediyor
İlettiğimiz görüşte Türkiye’de demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında açık bir gerileme yaşanmasına rağmen, Türkiye’deki STÖ’lerin AB sürecini destekleyen ve reform çabalarını teşvik eden toplumsal dinamiklerin korunmasında önemli bir rol oynadığını belirttik.
Bürokraside ve sivil toplum çevrelerinde AB standartları ve iyi uygulamaları referans alınmaya devam ederken, geliştirilecek olan yeni AB Sivil Toplum Stratejisinin de gelecekte Türkiye’deki sivil toplum için bir referans belgesi haline gelerek önemli bir savunuculuk aracı olacağını vurguladık.
“Geçmişte Türkiye bağlamında benzer girişimler gündeme geldiğinde, AB düzeyinde doğrudan bir strateji belgesinin olmaması ve sivil toplum düzenlemelerinin doğrudan müktesebata bağlanamaması bu süreçleri dolaylı olarak yavaşlatmıştır. Yeni strateji, gelecekte Türkiye’deki sivil toplum için bir referans belgesi haline gelme ve böylece reform süreçlerini hızlandırma potansiyeline sahiptir.”
Yine AB’nin Türkiye sivil toplumunu güçlendiren ve onunla diyaloğu sürdüren bir yaklaşım benimsemesinin kritik önem taşıdığını, sivil toplum diyaloğunun devamı, vize kolaylığı gibi somut adımların uygulanması ve STÖ’lere mali desteğin artırılması gibi desteklerin de bu bağın kopmasını engellemek açısından hayati önem taşıdığını ilettik.
AB sadece hibe sağlayıcı değil, demokratik normların güvencesi olmalı
STÖ’lerin verdiği yanıtlarında öne çıkan en güçlü talep ise AB’nin yalnızca hibe sağlayan bir aktör değil, aynı zamanda demokratik normların korunmasında ve sivil alanın güvence altına alınmasında etkin bir siyasi rol üstlenmesi yönünde oldu.
Ankete göre Türkiye’de STÖ’lerin en sık karşılaştığı zorluk kısıtlayıcı yasal çerçevenin, idari engeller ve aşırı bürokrasi olurken, bunu STÖ’lere karşı hukuki işlemler / stratejik davalar (SLAPP), fiziksel tehditler ve çevrimiçi saldırılar, olumsuz medya kampanyaları, fonlama yetersizliği ve finansal kısıtlamalar, sansür ve bilgiye erişim kısıtlamaları ve operasyonel zorluklar takip etti.
STÖ’lerin karşı karşıya kaldığı başlıca sorunlar arasında, iktidarın kendi görüşünü paylaşmayan örgütlere yönelik ayrımcı tutumu, liyakatsiz atamalar nedeniyle kamu idaresiyle işbirliği imkânlarının kısıtlı olması ve sivil toplumun katkılarının kamuoyunda yeterince görünür olmaması öne çıktı.
Yine hukuki yaptırım tehditleri, hak temelli çalışmalara düşük toplumsal ilgi, kamu desteğinin yetersiz ve ayrımcı biçimde sunulması ile politik atmosfer ve hukuki koşulların yurttaşları dernek üyeliğinden uzaklaştırması da STÖ’lerin en sık dile getirdiği sorunlar arasında yer aldı.
Diğer sorunlar arasında karmaşık bürokratik prosedürler, keyfi denetimler, ayrımcı kamu politikaları, hukuki yaptırım tehditleri, olumsuz medya kampanyaları ve siyasi kutuplaşmanın yarattığı güvensizlik ortamı öne çıktı. Katılımcılar, yurttaşların dernek üyeliğinden uzaklaşmasına yol açan politik atmosferin, sivil toplumun bağımsızlığını zayıflattığını ifade etti.
AB’den beklenti daha kapsayıcı ve erişilebilir destek
Katılımcılar, AB fonlarının küçük ölçekli örgütlerin erişimini kolaylaştıracak şekilde düzenlenmesini, kurumsal kapasite geliştirme, insan kaynağı ve uluslararası ağlara erişim desteği sağlanmasını istedi. Ayrıca AB’nin tarafsız, kapsayıcı ve çifte standartlardan uzak bir tutum benimsemesi ve vize konusunda kolaylaştırıcı bir yaklaşım sergilemesi gerektiği dile getirildi.
Kamu fonları şeffaf ve adil olmalı
Ankete katılan örgütler finansal kamu fonlarının hem şeffaf ve adil dağıtılması hem de küçük ve yerel örgütlerin erişimine açılması gerektiğini de vurguladı.
STÖ'ler kamu fonlarının, STÖ’lerin bağımsızlığını koruması, hak temelli çalışmalara odaklanabilmesi ve toplumsal ihtiyaçlara hızlı yanıt verebilmesi için hayati olduğunun altı çizerken, mevcut durumda fonların eşitsiz, taraflı ve erişilmesi zor biçimde dağıtıldığını, bu nedenle şeffaflık ve bağımsız değerlendirme mekanizmalarının geliştirilmesi gerektiği belirtti.
Kamu fonlarının özellikle dezavantajlı gruplar (kadınlar, çocuklar, mülteciler vb.) ile çalışan örgütlerin bağımsızlığını koruması ve toplumsal ihtiyaçlara hızlı yanıt verebilmesi için kritik önemde olduğu da ifade edildi.
Olumlu örnekler de var
Ankete katılan STÖ'ler özellikle yerel yönetimlerle yapılan işbirliklerinin gençlik, kadın ve afet alanlarında olumlu sonuçlar doğurduğunu da aktardı. Belediyelerin mekân tahsisi, lojistik destek ve koordinasyon süreçlerine STÖ’leri dahil etmesinin toplumsal etkiyi artırdığı vurgulanırken, deprem sonrası kurulan dayanışma ağları ve mültecilere yönelik aidiyet projelerinin de STÖ’lerin kriz anlarında hızlı hareket etme kapasitesine örnek olarak gösterildi.
Anket sonuçlarından hazırlanan değerlendirme raporuna ekten ulaşabilirsiniz.
