Ana içeriğe atla
Image
sosyal kooperatif
14.Eki.2021
Share
1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda “tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” olarak tanımlanan “kooperatif” kavramının önüne eklenen “sosyal” kelimesi ile ortaya çıkan “sosyal kooperatif” bize “kooperatif” teriminden farklı olarak neyi anlatmak istiyor? 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nda “tüzel kişiliği haiz olmak üzere ortaklarının belirli ekonomik menfaatlerini ve özellikle meslek veya geçimlerine ait ihtiyaçlarını işgücü ve parasal katkılarıyla karşılıklı yardım, dayanışma ve kefalet suretiyle sağlayıp korumak amacıyla gerçek ve tüzel kişiler tarafından kurulan değişir ortaklı ve değişir sermayeli ortaklıklar” olarak tanımlanan “kooperatif” kavramının önüne eklenen “sosyal” kelimesi ile ortaya çıkan “sosyal kooperatif” bize “kooperatif” teriminden farklı olarak neyi anlatmak istiyor?

Peki nedir bu sosyal kooperatifçilik?

Kooperatifler temel olarak, gönüllü kişilerin bir araya gelerek, ekonomik, sosyal ve kültürel ihtiyaçlar doğrultusunda birlikte çalıştıkları işletmelerdir ve kooperatifçiliğin 7 evrensel ilkesi bulunmaktadır. 

Kooperatifçiliğin 7 Evrensel İlkesi

  • Gönüllü ve açık ortaklık
  • Ortakların demokratik denetimi
  • Ortakların ekonomik katılımı
  • Özerklik ve bağımsızlık
  • Eğitim, öğrenim ve bilgiye erişim
  • Kooperatifler arası iş birliği
  • Topluma karşı sorumlu olma

Türkiye’de kooperatifçiliğin ne şekilde geliştiğini özetlemek gerekirse, her ne kadar modern bir kooperatif olarak nitelendiremesek de ilk kooperatif sisteminin Osmanlı İmparatorluğu’nda, Mithat Paşa’nın kurduğu “Memleket Sandığı” olarak görüldüğünü söyleyebiliriz. Günümüzdeki Ziraat Bankası’nın temeli olan bu sistem, çiftçilerin dayanışma ve ekonomik birlikteliklerini esas alan bir sistem olarak kurulduğu için kooperatifçiliğin ilk adımları olarak değerlendirilir. Cumhuriyet döneminde ise önemi artan kooperatifçilik hakkında çeşitli hukuksal düzenlemeler ortaya çıkmaya başlamıştır. Kooperatifçilik, 1961 Anayasası’nın 51. maddesinde yer alan “Devlet, kooperatifçiliğin gelişmesini sağlayacak tedbirleri alır” ifadesi ve devamında 1969 yılında yürürlüğe giren “1163 sayılı Kooperatifler Kanunu” ile önemli bir ilerleme kaydetmiştir. Türkiye’de ilk olarak tarımsal alanlarda yoğunlaşan kooperatifler, zamanla ortaya çıkan toplumsal ve ekonomik sebepler ve yeni ihtiyaçlar nedeniyle faaliyet alanlarını genişletmiştir.

Günümüzde ise, Ticaret Bakanlığı’nın 2021 verilerine göre Türkiye’de, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Gümrük ve Ticaret Bakanlığı görev ve sorumluluk alanında faaliyet gösteren 26 ayrı türde toplam 84.2321 kooperatif bulunmaktadır. 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu, 1581 sayılı Tarım Kredi Kooperatifleri ve Birlikleri Kanunu, 4572 sayılı Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanun kooperatiflerin kurulması ve faaliyet göstermesi konusunda temel mevzuatları oluşturmaktadır. 

Kooperatiflerin başına “sosyal” ekleyince ne olur? 

Sosyal kooperatif kavramı, özellikle dezavantajlı grupların iş dünyasına kazandırılması, sosyal hizmetlerin gerçekleştirilme gibi ihtiyaçların karşılanması amacıyla yeni bir kooperatif türü olarak ortaya çıkmıştır. 

Sosyal kooperatif tanımını farklı bir kavram olarak tanımlayan ülkeler arasında ilk sıralarda İtalya yer almaktadır. 80’li yıllardan beri “sosyal dayanışma” adı altında faaliyetlerini sürdüren kooperatifler, 1991 yılında İtalya’da kabul edilen 381 nolu yasa ile “sosyal kooperatif” yasal statüsünü kazanmıştır. Yasal statüye sahip olmaları sosyal kooperatiflerin gelişmesine, daha kapsamlı iş birlikleri kurmasına ve bulundukları bölge halkının kalkınmasında katkı sağlamalarına hızla olanak vermiştir. Bütün bu nedenlerden dolayı, sosyal kooperatifçilik alanında İtalya’nın öncü bir role sahip olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. 

Sosyal kooperatifleri diğer kooperatif türlerinden ayıran asıl nokta “kamu yararını” temel amaç olarak görmeleridir. Ürettikleri her mal ve/veya hizmetin hedefi öncelikle kamu yararı olmalıdır. Aynı zamanda dezavantajlı bireylerin iş gücü entegrasyonu konusunda olan uzmanlıkları da diğer kooperatif türleri ile aralarında fark yaratmaktadır. Bu farklılık “çalışanları” hem hizmet sağlayıcısı hem de faydalanıcısı haline getirmek ve böylelikle asıl paydaş rolünün sahibi de çalışanlar olmaktadır. Sosyal kooperatiflerde, kamu yararı amacını gerçekleştirmek için yerel yönetimler, faydalanıcılar, çalışanlar gibi farklı bileşenler bir arada hareket etmektedir. Kamu yararı amacının desteklenmesi açısından, ortakların maddi katkıları oranında kar dağıtımı yerine, sosyal kooperatiflerde sınırlı kar dağıtımı yapıldığı ya da hiç kar dağıtımı yapılmadığı görülmektedir.

Türkiye’de eğitim, sağlık, kadın girişimciliği gibi farklı alanlarda kooperatifler bulunmasına rağmen genel “kooperatif” türü dışında “sosyal kooperatif” anlamında bir tanım ya da bu alana dair bir yasal düzenleme bulunmamaktadır. Sosyal kooperatiflere ilişkin ayrı bir düzenleme bulunmaması ya da farklı bir süreç yürütülmemesi alanda çeşitli zorluklar yaşanmasına neden olmaktadır. Ayrı bir tüzel kişilik olarak tanımlanmamasına rağmen Türkiye’de de, yukarıda bahsi geçen “sosyal kooperatif” tanımına uyan ve çalışmalarını bu doğrultuda yürüten ve aslında kendisini “sosyal kooperatif” olarak tanımlayan birçok örnek bulunmaktadır. Bu kuruluşlar yaşadıkları zorluklar ve sahip oldukları farklılıklar nedeniyle de mevcut “kooperatif” tanımından farklı olarak, “sosyal kooperatif” alanında da düzenlemeler oluşturulması adına savunuculuk ve farkındalık yaratma çalışmaları düzenlemekte, yine bu konu ile ilgili Ticaret Bakanlığı ile ortak çalışmalar yürütmektedir. 

Peki “Sosyal Kooperatifler Mükemmeliyet Merkezi” nedir? 

“Kooperatif” kavramı önüne “sosyal” kelimesini eklemenin neleri değiştirdiğini anlattıktan sonra Sosyal Kooperatifler Mükemmeliyet Merkezi Projesi’ne değinmenin zamanı geldi2

Sosyal Kooperatifler Mükemmeliyet Merkezi Projesi, İhtiyaç Haritası liderliğinde yürütülen ve alanda öncü olan ülkelerden İtalya’da bulunan Confcooperative Emilia Romagna ve Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nin ortaklığında, 1 Nisan 2021 tarihinde başlayan ve 15 ay boyunca sürecek bir projedir. Proje temel olarak Avrupa Birliği’nde ve Türkiye’de bulunan sosyal kooperatiflerin yerel, bölgesel ve ulusal düzeyde iş birliğini ve iletişimini sağlamayı hedeflemektedir. 

Bu kapsamda aşağıdaki faaliyetlerin yürütülmesi planlanmıştır;

  • Sosyal kooperatiflerin aralarında iletişim ve iş birliği kurmasını sağlayacak bir sosyal kooperatifler ağı oluşturularak dijital bir mekanizma geliştirilecektir.
  • Türkiye’de sosyal kooperatif alanı ne şekilde geliştirilebilir, çalışmaların hangi noktalarda yoğunlaşması gerekir tespit edilmesi adına, İtalya’daki iyi uygulama örneklerini incelemek ve konuya ilişkin deneyim paylaşımında bulunmak üzere bir saha gezisi yapılacaktır.

  • Sosyal kooperatifler ile kamu yetkilileri arasındaki iletişimi kurmak amacıyla proje uygulama illerinde yuvarlak masa toplantıları yapılacaktır.

  • Sosyal kooperatiflere yönelik kapasite geliştirme eğitimleri uygulanacaktır. 
  • Sosyal kooperatifçiliğe dair 3 günlük bir konferans düzenlenecektir.

Türkiye’de henüz kendi mevzuatına sahip olmadığı için çeşitli zorluklarla karşılaşan sosyal kooperatiflerin geliştirilmesi, yaşanan sorunların tespit edilmesi ve çözüm önerilerinin oluşturulması adına atılan bu adımın son derece önemli olduğuna inanıyoruz. 

Proje faaliyetleri ile ilgili gelişmeler için bizi takip etmeyi unutmayın! 

 

 

 1.https://ticaret.gov.tr/kooperatifcilik/bilgi-bankasi/kooperatifler-hakkinda/turkiyede-kooperatifcilik 

 2.Proje internet sitesi: https://sosyalkooperatif.org/ 

Image
STGM Destekleri

STGM Destekleri

STÖ’lerin ve gönüllülerin hem gündelik hem de yapısal ihtiyaçları göz önünde bulundurarak yapılandırdığımız destekleri inceleyebilirsiniz.