Ana içeriğe atla
Image
stgm
Share
Sivil toplum örgütlerinin çocuk hakları perspektifiyle kendi uygulamalarını gözden geçirmesine yardımcı olacak soruları ve araçları konuştuğumuz yeni yazı dizisinin son bölümünde çerçeve metin olarak kullanabileceğimiz politika belgesini konuşuyoruz. 

STÖ’ler İçin Çocuk Odaklı Politika Geliştirme Rehberi

Sivil toplum örgütleri (STÖ'ler) yaşayan ve öğrenen yapılar. Çalışanlar, gönüllüler, üyeler, bağışçılar ve hedef gruplarla kurulan sayısız ilişki ve etkileşim; örgütün sürekli bir değişim, dönüşüm ve öğrenme ekseninde hareket etmesini gerektiriyor. Tüm bu değişim ve dönüşüm süreçleri ise örgüt içinde uzlaşılan ilkesel ve davranışsal zeminler yaratma ihtiyacını ve gereğini beraberinde getiriyor. Çünkü değişen koşullar ve ilişkiler; hangi durumda, kimlerle hangi ilke ve değerlerle, hangi standartlarla hareket edeceğimize dair netleşmemizi gerektiriyor. 

Bu aşamada politika belgeleri, uzlaşma zeminlerini tanımlayan, düzenleyen ve beklenmedik durumlara karşı da örgütleri hazırlayan araçlar olarak karşımıza çıkıyor.

Peki politika belgeleri ne işe yarar?

  • Değerleri korur: Politika belgeleri ilkesel uzlaşma zemini sağlayarak dönüştürücü pedagojik bir işlev taşır ve değerleri korur.
  • Güven tesis eder: Hedef kitleniz nezdinde etik ve sorumlu bir kurum olduğunuzu gösterir.
  • Dönüşümü sağlar: Örgütün sorumluluk alanındaki hak ihlallerini netleştirir ve çözüm ve onarım mekanizmaları sunarak örgütün güvenli hale gelmesinin çerçevesini tanımlar.
  • Tutarlılık sağlar: Faaliyet alanınız ne olursa olsun insanlar, canlılar ve doğa üzerinde yarattığınız her etki noktasında sorumlu, tutarlı ve standart bir duruş sergilemenizi sağlar.
  • Hazırlıklı kılar: İhlalleri ve mekanizmaları tanımlayarak, örgütlerin olası krizlere ve beklenmedik durumlara hazır olmasını sağlar.

Çocuklarla çalışmıyoruz, yine de çocuk hakları politikası hazırlamalı mıyız?

Hemen yanıt verelim, evet.

Çünkü örgütlerin çocuk hakları sorumluluğu, yalnızca çocuklarla doğrudan temas edilen projelerle sınırlı değildir. İletişim çalışmalarındaki temsilden tedarik zincirindeki etik süreçlere, fiziksel mekanların güvenliğinden insan kaynakları politikalarına kadar her bir faaliyetimiz çocuklar üzerinde olumlu ya da olumsuz etkiyaratma potansiyeline sahiptir.

Bu potansiyel etkileri yönetmek ve çocuk hakları ihlallerini önlemek için politika belgeleri stratejik bir önem taşır. İhtiyaçların görünür olmadığı durumlarda, olası riskleri öngören bir planlama yapmak ve kuruma özgü izleme ve değerlendirme araçları geliştirmek önemlidir. Bunun için geri bildirim mekanizmaları, özdeğerlendirme süreçleri ya da anonim anketler gibi örgütünüze uygun yöntemler kullanabilirsiniz. Böylece yalnızca ihlal sonrası tepki veren değil; riskleri önceden tanıyan, sürekli öğrenen ve kolektif akılla güçlenen politikalar üretmek mümkün olur. Amacımız ihlal sonrasında geliştirdiğimiz tepkilerle sınırlı olmayan, riskleri hesaba katan, kollektif akılla şekillenmiş politikalar geliştirmek.

Peki bunu nasıl yapacağız?

Aşama 1: İhtiyaçların Belirlenmesi

Politika belgelerinin amacına ulaşması, doğru ihtiyaçlara dayanmasıyla mümkün. İhtiyaç alanlarını belirlemek müdahale alanlarımız için bize yol gösterir. Bu sebeple önce ihtiyaç alanlarını konuşmaya ve ihtiyaçların kaynaklarını belirlemeye zaman ayırmak gerekiyor. İhtiyaç belirlemek ise konuya göre farklı araçları gerekli kılabilir. Örneğin konuşulması zor konularda anketler, ortak deneyimlerin yoğunlaştığı konularda deneyim paylaşımı toplantıları, öz değerlendirme gibi araçlar ihtiyaçların belirlenmesi için işlevsel olacaktır. Çocuk hakları özelinde ise karşılaşma ve risk alanlarını da konuşmak gerekir. Yine örgütteki kişilerin çocuk haklarına dair kavramları tanımadığı durumlarda öncelikle, çocuk güvenliği, çocuk katılımı, koruma, ihmal, istismar, zarar vermeme ilkesi gibi kavram ve ilkeleri öncelikle paylaşmak, ardından bu kavramlar doğrultusunda riskleri konuşmak gerekebilir. 

Çocuk odaklı yaklaşımın temel kavramları 

Çocuklarla doğrudan çalışmasak da politikamızı şekillendirirken yakından tanımamız gereken iki kavram - düzey var: Çocuk koruma ve çocuk güvenliği.  Sorumluluk alanlarına bakacak olduğumuzda:

  • Çocuk koruma (Child protection) halihazırda yaşanan istismar, ihmal veya şiddet durumlarına karşı müdahale ve yanıtlama eylemlerine,
  • Çocuk güvenliği (Child Safeguarding) ise çocuklara yönelik zararın gerçekleşmesini önlemeye yönelik atılan proaktif ve kurum içi düzenleyici adımlara işaret ediyor. (Doğrudan temas olmasa bile uygulanır.) 

Çocuk güvenliği doğrudan çocuklarla çalışmasak bile çocuklarla temas alanlardaki sorumluluklarımıza işaret ederken çocuk koruma çocukların maruz bırakıldığı ihlal durumlarında nasıl hareket edeceğimize dair çerçeveyi sunar. Çocuk koruma özellikle çocuklarla çalışırken muhakkak gözetmemiz gereken bir sorumluluk alanıyken, çocuk güvenliği çocuklarla ve çocuk hakları alanında çalışmasak bile gözetmemiz gereken unsurları içerir. Her şeyden önce de zarar vermeme ilkesini. 

İhtiyaç Analizi: Temas Noktalarını Belirleme

Örgütünüzün çocuklarla doğrudan veya dolaylı biçimde temas edebileceği tüm alanları sistematik olarak analiz etmek, bu alanlardaki riskleri önceden görmeyi ve uygun politika ile prosedürleri geliştirmeyi mümkün kılar. Bu kapsamda temas alanları ve bu alanlarda ortaya çıkabilecek riskler aşağıdaki şekilde sınıflandırılabilir:

  • Doğrudan çalışmalar: Proje faaliyetleri, eğitimler, etkinlikler ve saha çalışmaları çocuklarla en açık temasın kurulduğu alanlardır. Bu kapsamda başlıca riskle,r personelin çocuklarla kurduğu iletişim ve davranış biçimleri ile etkinlik mekânlarının güvenliğidir.
  • Personel/gönüllü etkileşimi: Çalışanların veya gönüllülerin iş dışında çocuklarla kurduğu temaslar, örgüt içindeki dolaylı etkileşimler ya da örgüt mekânlarında kendi çocuklarının bulunması bu kategoriye girer. Bu durum sınırların ihlali ve uygunsuz davranış riskini beraberinde getirebilir.
  • İletişim ve içerik üretimi: Örgütün web sitesi, sosyal medya paylaşımları, raporları, görselleri ve kullandığı dil bu temas alanını oluşturur. Mahremiyetin ihlali, çocukları mağduriyet üzerinden temsil eden incitici bir dil kullanılması bu alandaki temel risklerdir.
  • Kurumsal/Çevresel etki: Örgütün faaliyet alanı çevre, sağlık veya sosyal politika gibi geniş toplulukları etkileyen konuları kapsadığında, yürütülen çalışmalar çocukların yaşam koşullarını dolaylı biçimde etkileyebilir. Bu durum farkında olunmadan gerçekleşebilecek dolaylı hak ihlalleri açısından önemlidir.
  • Tedarik ve ortaklıklar: Tedarikçilerin, alt yüklenicilerin veya işbirliği yapılan kurumların çocuk işçi çalıştırması ya da etik olmayan uygulamalara sahip olması, örgütün bu eylemlere dolaylı şekilde ortak olmasına yol açabilir. Bu nedenle tedarik zinciri ve ortaklıklar kritik bir risk alanıdır.
Aşama 2: Katılımcı Süreç

Politika belgesinin bir uzlaşma zemini olabilmesi için hazırlık süreci kolektif olmalıdır. Peki işe nereden başlayalım? İlk adımı kolektif akla güvenmek ve süreci standartlaştırmakla atabilirsiniz. Bunun için ise; 

Süreç Standartları ve Katılım (Kolektif Akla Güvenmek)
  • Kapsayıcı çalışma grubu kurabilir, politika belgesi taslağını oluşturacak odak grubuna, doğrudan çocuklarla çalışmayan birimlerden (İletişim, İK, Finans) ve yönetimden temsilciler dâhil edebilirsiniz.
  • Şeffaf bilgilendirme yaparak, süreçten örgütteki herkesin (çalışan, gönüllü, üye) hangi konuda, hangi amaçla ve kimlerle politika oluşturulduğu bilgisine sahip olmasını sağlayın.
  • Katkı kanallarını açık tutarak, örgüt genelinden katkı, öneri ve ihtiyaçların aktarımı için resmi kanallar (toplantı, e-posta, anket vb) açın ve bu süreçte cinsiyet eşitliğini gözetin.
  • Kavramlarda uzlaşma için politikanın temelini oluşturan "Çocuk," “Çocuk Güvenliği”,  "Katılım Düzeyi," ve "İhlal" gibi kavramlarda örgüt içi ortak tanımları oluşturun.
Aşama 3: Tanımlar ve İlkeler

Politika belgeleri aynı zamanda STÖ’lerin politik duruşlarını ortaya koyar. Politika belgesinin hangi kavramları nasıl ele aldığı ve tanımladığı o konudaki ideolojik duruşunu ortaya koyar. Zira  tanım ve ilkeler bölümü, örgütün üçüncü taraflara duruşunu ifade ederken aynı zamanda örgüt için de bilgilendirici ve netleşmeyi sağlayan bir işleve sahiptir.

Bu bölümlerde dönüştürmek istediğimiz, netleşmesine ihtiyaç duyduğumuz ve bir ihlal olduğunda müdahale edeceğimiz durumları, olguları, kavramları tanımlarken davranışımıza temel olacak ilkesel çerçeveyi de belirlemiş oluruz.

Aşama 4: Politika ve Eylemler

Politika belgesinde bu bölüm, tespit edilen çocuklarla temas alanlarına ve risklere yönelik somut kuralları içerir.

Personel Yönetimi ve Davranış Kuralları
  • İşe alım güvencesi: Çocuklarla doğrudan çalışsın veya çalışmasın, ilgili pozisyonlara başvuran tüm çalışan ve gönüllü adayları için titiz güvenilirlik araştırmasının (adli sicil, referans kontrolü) yapılması.
  • Davranış kuralları: Tüm personel için, çocuklarla ilişkideki sınırları (fiziksel temas, sosyal medya arkadaşlığı, kişisel hediye alma) netleştirilmesi.
  • Yetki kısıtlaması: Çocuklarla doğrudan çalışmayan personelin, çocuklarla yapılan etkinlikler sırasında yalnız kalmasının önlenmesi.
Çocuklarla Dolaylı Temas Alanlarına Odaklanma 

Bu politikalar, doğrudan çocuklarla çalışılmasa bile çocukların korunmasını ve güvenliğini esas alır.

Mekân güvenliği ve ortam hazırlığı

  • Fiziksel mekânlar: Örgütün ofis, toplantı veya etkinlik mekânlarının çocuklar (çalışan/katılımcı çocukları) tarafından kullanılabileceği varsayımıyla, mekânın fiziksel güvenliğinin (acil çıkış, zehirli madde/kesici aletlerin erişimi, yetişkin içerikli materyallerin görünürlüğü) denetlenmesi ve risk azaltıcı önlemlerin alınması.
  • Bakım sorumluluğu: Örgüt etkinliklerine katılan ebeveynlerin/katılımcıların bakım sorumluluklarının hesaba katılması. Gerekirse çocuk katılımını desteklemek için güvenli çocuk bakım/oyun alanlarının (sorumlusu belirlenmiş) sağlanması. 

Dijital mecralarda dil ve görsel kullanımı

  • Çocuk odaklı dil: Örgütün tüm dijital mecralarında, raporlarında ve iletişim materyallerinde kullanılan dilin çocukları etiketlemeyen, ayrımcılıktan uzak ve hak temelli olması.
  • Görsel kullanım prensibi: Çocuk görsellerinin hiçbir zaman mağduriyet, acizlik veya istismar çağrıştıracak şekilde kullanılmaması. Çocukları aktif, güçlü ve hak sahibi bireyler olarak gösteren görsellerin tercih edilmesi.
  • Yazılı izin: Bir çocuğun görseli veya kişisel hikâyesi (sesi, videosu) kullanılmadan önce, yasal temsilcisinden ve çocuğun kendisinden (yaşına uygun olarak) yazılı, bilgilendirilmiş izin alınması.
Satın alma ve tedarik zinciri etiği
  • Çocuk işçiliği yasağı: Tedarikçi ve ortaklarla yapılan sözleşmelere, çocuk işçiliği yasağı ve diğer temel etik standartlara uyum şartının bağlayıcı olarak eklenmesi.
  • Bakım sorumluluğu: Yolculuk konaklama gibi unsurlarda bakım sorumluluğunu ve çocuk güvenliğini gözeten bütçeleme yapılması.
  • Satın alma: Sözleşme yapılan tarafların çocuk haklarına uyacaklarını taahhüt etmeleri, bu taahhütlerin ihlali durumunun fesih gerekçesi olması. 
Çocuk katılım politikaları

Çocuk katılımı örgütün çocuklarla ve çocuklara yönelik çalıştığı ve çalışmadığı durumlar için farklı tasarlanması gereken bir ilkedir. Örgütün çocuklara yönelik atölyeler, programlar yürüttüğü durumda içeriklerin planlanması, geri bildirim alınması, mekan seçimi  ve benzeri noktalar çocuk katılımı önemli bir ilke haline gelir. Çocuklarla çalışılmadığı durumlarda ise çocuklarla danışma süreçlerinin yürütülmesinin her zaman gerekli ve önerilen bir durum olmadığı, katılımın temelde çocukları ilgilendiren konularla bağlantılı olduğunu akılda tutmak gerekir. 

  • Katılım mekanizmalarının çeşitlendirilmesi: Çocukların yalnızca görüşlerine başvurmak dışında, aynı zamanda karar alma, planlama ve izleme süreçlerine yaş ve gelişim düzeylerine uygun yöntemlerle (oyunlar, sanatsal faaliyetler, çocuk konseyleri) aktif olarak katılımını sağlayabilirsiniz. 
  • Görüşe değer verme: Çocukların görüşlerini politika, program ve projelerin geliştirilmesinde de duymaya olanak tanıyabilirsiniz. Aynı zamanda çocukların katkı sunduğu, geribildirim verdikleri durumlarda katkılarının nasıl değerlendirildiğine dair kendilerini bilgilendirmeyi unutmayın.
Aşama 5: Mekanizmalar (Çözüm, Onarım ve Öğrenme)

Politikalar ancak iyi işleyen mekanizmalar ile hayata geçebilir. Bu mekanizmalar cezalandırmanın ötesine geçerek öncelikle maruz kalanların onarımını, ardından da örgütün dönüşümünü hedeflemelidir. Bununla birlikte mekanizmaları ihlal sonrası ile sınırlamamaya, önceleyici ve müdahale odaklı mekanizmaları da tasarlamaya çalışın.

Önleyici mekanizmalar
  • İhlaller oluşmadan önce, örgütün süreçlerini iyileştirerek ve ekiplerini güçlendirerek olası ihlal durumlarında yapabileceği eylemleri de tanımlaması gerekir. 
  • Düzenli geri bildirim, risk analizi, iç eğitimler önleyici işlev taşıyabilir.
Bildirim ve yanıtlama mekanizması
  • Erişilebilir kanallar: Çocukların da kolayca kullanabileceği - çocuk diline uygun, resimli- ve gizliliği garanti eden bildirim kanallarının- Güvenlik Sorumlusu, e-posta, harici hat-oluşturulması.
  • Hızlı yanıt: Bildirimlerin alınma, değerlendirilme ve ilgili resmi mercilere (yasal zorunluluk varsa) yönlendirilme süreçlerinin adil ve hızlı bir zaman çizelgesiyle belirlenmesi.
Onarıcı ve dönüşümsel süreç
  • Onarım odaklılık: İhlale uğrayan kişinin iyi olma halinin korunması ve onarılması için gerekli psikososyal destek, hukuki rehberlik gibi önlemlerin alınması.
  • Bağımsızlık ve tarafsızlık: Soruşturma sürecinde tarafsızlığı ve bağımsızlığı sağlayacak bir yapının (örneğin, yönetimden bağımsız bir etik kurul) işletilmesi.
  • Örgütsel öğrenme: Yaşanan her ihlalin, örgütün kırılgan noktalarını ortaya koyan bir öğrenme süreci olarak görülmesi; benzeri bir ihlalin yaşanmaması için alınacak yeni önleyici eylemliliklerin tartışılıp kayda geçirilmesi.
Aşama 6: Yaşayan Belgeler

Bu aşama, politika belgesinin arşivde tozlanmasını önleyerek, örgütün sürekli öğrenen bir yapı olmasını sağlar.

Kurum içi entegrasyon
  • Eğitim ve oryantasyon: Belge, tüm personelin (yeni dâhil) oryantasyonunun zorunlu bir parçası olmalı ve düzenli aralıklarla tazeleme eğitimleri verilmelidir.
  • Süreç entegrasyonu: Politika maddeleri, İK el kitaplarına, gönüllü sözleşmelerine ve tüm proje bütçelerine entegre edilmelidir.
Güncelleme ve izleme
  • Periyodik gözden geçirme: Belge, en az yılda bir kez veya önemli bir kurumsal değişim, yasal düzenleme ya da büyük bir olay sonrasında gözden geçirilmelidir.
  • Kontrol soruları: Gözden geçirme sürecinde aşağıdaki soruların cevapları aranmalıdır:
  1. Mevcut politikalarımızın yetersiz kaldığı güncel bir deneyim veya tartışma (örneğin, yapay zekâ etiği, yeni sosyal medya platformları) var mı?
  2. Politikaların uygulanmasından neler öğrendik? Hangi maddeler gündelik ihtiyaçlara cevap veremedi?
  3. Çocuklardan ve paydaşlardan gelen geri bildirimler, hangi maddelerin revize edilmesini gerektiriyor?

Unutmayalım ki çocuk odaklı bir politika belgesi hazırlamak, sadece kağıt üzerinde bir prosedürü tamamlamak değil. Aynı zamanda kurumumuzun tüm süreçlerinde çocuk haklarının hayata geçmesindeki sorumluluğumuzu hatırlamak ve buna uygun bir kültür inşa etmek için adımlar atmakla da ilgili. Bu küçük rehberin de bu adımlarda size eşlik edebilmesini diliyoruz.

Çocuk haklarını gözettiğimiz, daha eşit ve adil bir dünya dileğiyle.

Image
STGM

STGM Youtube Kanalına abone olun!

STGM YouTube Kanalı'nda çeşitli eğitimler, sunumlar ve sivil alana dair güncel tartışmalar yer alıyor. Kanalımızı şimdi inceleyin, abone olun.