Çocuk katılımı mı? Yoksa zaman kaybı mı?
- 6 yaşındaki bir çocuğun, okul bahçesinin düzenlenmesi gibi bir projenin planlama toplantısında bulunması ve fikir sunması zaman kaybıdır.
- Çocukların, toplumu etkileyen yasalar veya kurallar hakkında konuşmaya çalışması, yetişkinlerin işine karışmak anlamına gelir.
- 13 yaşındaki bir çocuğun belediyenin bütçe dağılımı ya da şehir planlama gibi büyük ölçekli ve teknik konularda bir yetişkinle aynı masada oturup söz hakkı istemesi söz konusu olamaz. Bu tür işler, deneyim ve uzmanlık gerektirir.
- Çocukların katılımı için ayrılan bir bütçeyi, okulların daha acil ve temel ihtiyaçları (ısıtma, tadilat, beslenme desteği gibi) için kullanmak varken, sırf çocukların fikirlerini almak için harcamak gereksizdir.
Bu cümlelerin çoğuna “evet” mi dediniz veya katılır gibi mi oldunuz? Eğer öyle ise, gelin önce acaba neden katıldığınızı hızlıca gözden geçirelim.
Önceliğiniz çocukları korumak olabilir, ki bu çok olağan bir tepkidir. Çünkü çocuklarla ilgili mevzuatta genel olarak “koruma” katılım hakkından daha eski ve daha köklü bir geçmişe sahip. Pratikte bu durum, koruma refleksinin katılım hakkını geri plana koymasından kaynaklanıyor. Bir yandan da koruma, öncelikle zararı ve riski önlemeye odaklanıyor.
Katılım ise doğal olarak, çocuğun dış dünyaya açılmasını, bazen yanlış yapmasını ve öğrenmesini destekler. Oysa, yetişkinler, katılım süreçlerinin çocuğu riske atacağı endişesiyle, koruma adına katılımı kısıtlama eğilimine girebilirler. Ya da sıklıkla koruma önlemlerinin kendiliğinden ve tartışmasız bir şekilde çocuğun yüksek yararına olduğu düşünülerek, çocuğun görüşünü almanın gereksiz veya süreci yavaşlatan bir eylem olduğu düşünülür.
Belki, çocuklar nereden bilebilir de karar verebilir diye düşünmüş olabilirsiniz. Bu da derinlerinizde bir yerde çocukların küçük ve zayıf olduklarını düşünmenizden ve onları yetersiz görme kabulünüzden kaynaklanabilir.
Geleneksel bakış açısı, çocuğu genellikle korunmaya muhtaç veya yetişkinlerin kararlarına bağımlı bir varlık olarak görür. Çocukluk hep gelecekle ilişkilendirilen geçici bir ‘durum’ olarak görülür ve koruma amacıyla hep kontrol altında tutulur. Bu yaklaşım da çocuğun kendi hayatını etkileyen konularda söz sahibi olma ve karar verme kapasitesini göz ardı eder.
‘Evet’ cevaplarınızın ardında bir ihtimal daha var ki o da, çocukların kararlara katılımını nasıl sağlayabileceğinizi ve ‘bu çetrefilli işe’ nereden başlayacağınızı bilmemeniz olabilir. Ancak aslında çocukların katılımını sağlamak sandığınız kadar ‘çetrefilli’ bir mesele değil. Öyle ki, yazının sonunda sizi buna ikna etmeyi umuyorum.
Çocuk katılımı nedir?
Çocuk katılımını* düşündüğümüzde, çocukları ya ‘yarının yurttaşı veya geleceğimiz’ ya da ‘bugünün paydaşı’ olarak kabul etme eğilimi arasında kalırız. Çocuğu yarının yurttaşı veya geleceğimiz olarak gören bakış doğrudan toplumun çocuğa bakışıyla benzeşir ve çocukları eşit söz hakkına sahip bireyler diye tanımlamazken; bugünün paydaşı olarak gören bakış çocuğun kararlarda söz hakkı olduğunu kabul eder, katılımını önemser.
Yetişkinlere, çocuğun katılımını sağlamak için ortak bir eksende buluşmak zor gelir. Bunda hangi çocukların, hangi yollarla ve araçlarla, hangi yasal süreçlerle ve hangi aşamalarda katılacağının; kimlerin takibinde, kontrolünde ve geri bildirim sorumluluğunda olacağının belirgin olmayışı gibi sebepler etkili olur. Bunun sonucunda da çocuğun ihtiyacını öngörerek kararlar alınır. Bu da yetişkinlerin kararlarının çocukların katılımından daha önemli olduğu kalıp yargısını devreye sokar.
Peki, çocuklar kararlara nasıl katılabilir?
Çocuk katılımı zor, karmaşık ve anlaşılmaz bir süreç değil. Çocukların katılımı, yetişkinlerin katılımıyla çok benzeşir; yani kendi hayatını etkileyen karar, politika, yasa veya uygulama süreçlerine etki edebilmesi ve dahil olabilmesidir. Çocuklar söz konusu olduğunda sadece bir ekleme yapılmalıdır: çocukların katılım hakkının anlamlı ve zamanında hayata geçmesinden yetişkinler sorumludur. Yani eşit ve adil katılımın olabilmesi için eşit fırsat ve imkanlara sahip olmayan toplum kesimlerinin gözetilmesi esastır. Buna hangi çocukların, hangi özellikleri ve becerileriyle, hangi aşamalarda katılabileceğini veya katılamayacağını planlamak dahildir. Bu da hak olarak katılımın bir sonuç değil, süreç olduğunu kabul etmekten geçer.
Çocukların katılımını anlamlı ve bütünlüklü bir şekilde sağlamak için L. Lundy’nin geliştirdiği modeli hatırlayabilir ve şöyle basitleştirebiliriz:
1) Çocukların katıldığı ortam onlara uygun olmalı
- Buluşma mekânını biliyorlar mı?
- Ulaşımları konusunda bir engel var mı?
- Mekân yükseklikler, aydınlatma, havalandırma gibi açılardan çocuklara göre mi?
- Fiziksel olarak güvenli mi?
- Rahatça hareket edip, etkileşimde bulunabilecekler mi?
- Konuşmaların dışarıdan duyulma ihtimali var mı?
- Duyusal olarak hassas çocuklar için (örneğin, aşırı gürültü, parlak ışıklar gibi) uygun mu?
- İhtiyaç olması haline karşın erişilebilir mi?
2) Çocuğun ifade etmesine alan açılmalı
- Görüşlerini paylaşmaya hazırlar mı?
- Konuyla ilgili bilgileri var mı?
- Okur yazar olup olmama, engellilik durumu, resim yapmayı sevip sevmeme gibi açılardan farklılıkları biliniyor mu?
- Her birine uygun araç düşünüldü mü?
- Eşit olanaklara sahip olmayanların dahil olması için özel önlemler geliştirildi mi?
3) Çocuğun sunduğu görüşlerin nereye, nasıl ulaştırılacağı en baştan belli olmalı
- Görüşlerini kimler dinleyecek?
- Sundukları görüşlerle neler yapılacak?
- Görüşlerinin kimlere sunulacağını biliyorlar mı?
4) Çocukların sunduğu görüşlerin etkisi olmalı
- Çocukların görüşlerinin değişimi sağlama gücü olan yetişkinlerce dikkate alınması nasıl sağlanabilir?
- Çocukların görüşlerinin neye yaradığı veya yaramadığı hakkında tekrar çocuklara bilgi vermenin planı yapıldı mı?
Çocukların katılımı için geliştirilmiş bu dört faktör ve sorulara verilecek cevaplar birbirini tamamlar, dolayısıyla bunların hepsinin birlikte hayata geçirilebilmesi önemlidir.
Çocuklar kendilerine neyin zarar verip veremeyeceği bilirler mi?
Yetişkinlerin kararlarının çocukların katılımından daha önemli olduğu kalıp yargısının etkisi en fazla çocuklarda görülür.
“Bize haber vermezler ki…” (11 yaş) görüşünde olduğu gibi çocuklar görüşlerinin zaten alınmayacağı, alındığında da herhangi bir şeyi değiştirme etkisinin olmayacağı fikrine kapılırlar. Yetişkinlerce sunulmuş bir ‘ödül’ anlayışıyla görüşlerini söyleseler dahi herhangi bir şeyi değiştiremeyeceğini “Benim yerime alınan bir karar. Ben ona karışamam” (12 yaş) diyerek çocuk olarak ciddiye alınmayacağı düşünürler.
Ancak ve ancak çocuk katılımı yetişkin zihinlerinde bir hak olarak yerleştikçe, bunun çocuklara sunulan bir ödül olmadığı anlayışı da çocuklarca anlaşılabilir. Çocuklara yetişkinlerin kendileri adına karar vermelerinin ‘normal’ olmadığının ve kapasiteleriyle orantılı bir şekilde kararlara katılmalarının hakları olduğunun hatırlatılması, aynı zamanda çocukları koruyan bir mekanizmadır. Çünkü gerçekten “Çocuklara sorsalar, onlar neyin zarar verip vermeyeceği bilirler.” (13 yaş)
Peki, hazır mısınız?
- Çocukları dinlemeye ve onların görüşlerini duymaya hazır mısınız?
- Çocuklarla aynı masa etrafında oturup tartışmaya, eşit ilişki kurmaya ve buna zaman ayırmaya gerçekten istekli misiniz?
- Karar alma gücünüzü çocuklarla paylaşmayı istiyor musunuz?
- Çocuğun katılımını onun gelişimi için mi önemsiyorsunuz?
- Bunları nasıl yapacağınızı öğrenmeye açık mısınız?
Yazının burasında cevaplar “evet”se, çocuk katılımının hazırlığı için olmazsa olmaz adımlarla yazıyı bitirelim.
Anlamlı ve etik bir çocuk katılımı süreci, titiz bir planlamayla başlar ve geri bildirimle sonuçlanır. Sürece başlamadan önce, hazırlık için yeterli zamanı ayırmak gerekir. Bu aşamada öncelikle çocuğun güvenliği için gönüllü katılımı ve bilgilendirilmiş onam esastır.
Katılımın bir amacı, çocukların sunduğu görüşlerin projelere, programlara ve uygulamalara gerçekten yansımasını sağlamaksa, diğeri sürecin sonunda çocuklardan alınan bilgilerin karar mekanizmalarında neleri değiştirdiğine ve ne gibi çıktılar sağladığına veya hangi görüşlerinin kullanılmadığına dair bir değerlendirmeyi çocuklara anlatmaktır. Bu nedenle katılım sürecinin son ve en kritik adımı, geri bildirimdir. "Bunca katılım sürecini niye uyguladık?" sorusunun cevabı, çocuklara açık, somut ve onlara uygun yöntemlerle aktarılır. Bu aktarım, çocuk dostu metinlerle sağlanır ve bununla katılım sürecinin döngüsü tamamlanır.
Bir metnin çocuklara hitap edebilmesi için çocukların anlayabileceği kolaylıkta olması ve ilgilerini çekmesi gerekir. Bu nedenle çocuk dostu bir belge mesaj, metin, geri bildirim alma ve tasarım olmak üzere dört aşamadan oluşur.
- Mesaj, çalışmada veya araştırmada öne çıkarılmak istenen şey değil, çocuklara anlatmayı istediğimiz şeydir. Yani mesajın odağı çocuğu ilgilendirmelidir.
- Metin basit, anlaşılır bir dilde ve kısa cümleli olmalıdır. Metinde olumlu dil kullanılır, zor kelimeler sözlük gibi açıklanır, yanlış anlamaya sebep vermemek için genelleme yapılmaz, önemli bazı bilgiler tekrarlanarak pekiştirilir, somut anlatımlar yapılır.
- Hazırlanan metin en azından 4-5 çocukla uzun mu, okunması kolay mı, anlaşılmayan yerler var mı gibi kolaylaştırıcı sorularla gözden geçirilir.
- Metnin tasarımı çocukla ve bağlamla ilgili bol ve basit görseller ile boşluklar içerir.
Sonuç olarak, çocuk katılımına zihnen hazır olmak için öncelikle kararların çocuklarla birlikte alınabileceği imkanlar ve ortamlar oluşturmaya istekli olmak, ardından eşit ilişki seviyesini yakalamak üzere çabalamak yeterli olacaktır.
* Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair Sözleşme (BM ÇHS) çocuğun katılım hakkını 12. madde ile tanımlar. Taraf Devletler, kendi görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğa, kendisini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkını tanırlar; çocuğun görüşlerine, yaşı ve olgunluğuna uygun olarak gereken ağırlık verilir. Bu amaçla, çocuğa, özellikle, kendisini ilgilendiren her türlü adli ve idari yargılamada, ulusal hukukun usul kurallarına uygun olarak, doğrudan doğruya veya bir temsilci ya da uygun bir organ aracılığıyla dinlenme imkânı sağlanır. Ayrıca detaylı bilgi için BM Çocuk Hakları Komitesi Genel Yorum No. 12: Çocuğun Katılım Hakkı metnine de bakılabilir.
** Yazı içinde alıntılanan çocuk görüşleri, yazarın geçmişte çocuklarla yaptığı görüşmelerden aktarıldı.
STGM Youtube Kanalına abone olun!
STGM YouTube Kanalı'nda çeşitli eğitimler, sunumlar ve sivil alana dair güncel tartışmalar yer alıyor. Kanalımızı şimdi inceleyin, abone olun.


