BİRLİKTE ile sekiz yıllık bir yolculuk
BİRLİKTE’nin ikinci dönemini geçtiğimiz yaz aylarında kapattık. Aradaki dönemde bir yandan biriktirdiğimiz deneyimleri, öğrenimleri derledik topladık, bir yandan da önümüzdeki dönemde alanı desteklemek için neler yapabiliriz diye epey kafa yorduk, yazdık çizdik. Şimdi yeni bir yolculuğun arifesindeyken, bu deneyimleri, değerlendirmeleri sizlerle de paylaşmak istiyoruz. Önümüzdeki günlerde daha detaylı notlarımızı da dikkatlerinize sunacağız. Ben şimdilik yalnızca öne çıkan bazı noktalara, özellikle yaklaşım ve yöntemlerimiz açısından fark yarattığını düşündüğümüz uygulamalara değinmekle yetineceğim.
Önce, BİRLİKTE ile ne yaptığımızı kısaca bir hatırlayalım. 2017 yılında AB destekli ilk kurumsal hibe programı olarak uygulamasına başladığımız programda, iki ayrı dönemde 70’e yakın sivil toplum örgütünü destekledik. Çalışmalarını hak temelli yaklaşım ile yürüten örgütlere bir yandan temel giderlerini karşılamaları için kurumsal hibe desteği sağlarken, bir yandan da örgütlerinin kurumsal yapılarını daha dayanıklı kılmak için kurumsal kapasite gelişimine odaklı bire bir mentorluk programı uyguladık.
Odağımıza neden örgütsel güçlenmeyi ve dayanıklılığı aldık?
Programımızın ikinci destek fonksiyonu, yani örgütsel güçlenme ve dayanıklılığa odaklandığımız kurumsal gelişim süreci, içinde bulunduğumuz dünyada örgütler için giderek daha da vazgeçilmez bir alan kaplamaya başladı. Zira küresel ölçekte anlamlandırmakta giderek zorlandığımız sosyal ve siyasi dış koşullar sürükledikleri yeni belirsizlikler ve risklerle örgütlerin dayanıklılıklarına daha çok kafa yormaları ihtiyacını da beraberinde getiriyor. Örgütlenme, karar alma, koordine olma, eyleme geçme, kaynağa erişme, topluma ulaşma yol ve yöntemlerimizi daha çok irdeleme, değişen koşulları yönetme ve fırsatları daha etkin şekilde değerlendirebilme ihtiyacı gitgide daha fazla baskı yaratıyor.
Evrensel ilke ve değerlerin tarumar oluşuna şahit olduğumuz bir dünyada, hak temelli yaklaşımla çalışmak için emek sarf eden, toplumsal ölçekte değer üretmeye adanmış yapılar olan sivil toplum örgütleri bu baskılarla nasıl mücadele edecek? Bir yandan eylemeyi bir yandan değerlerinden vaz geçmeden kendilerini ayakta tutabilmeyi nasıl sürdürecek?
Programda örgütlerle geçirdiğimiz kurumsal gelişim çalışmalarında bu sorulara birlikte yanıt aradık. Kimi zaman zorluklar, güçlükler öyle ağır geldi ki hepimize, her şeyden uzaklaşmaktan başka bir şey dileyemez olduk. Ama öyle anlar da geldi ki bir parlak fikir, bir yol açıcı destek, bir kolaylaştırıcı yöntem asla aşılamayacak sandığımız sorunlara çare oldu.
Peki, kurumsal hibeler neden önemli?
Örgütlere ikişer yıllık dönemler için sağlanan kurumsal hibe tam da bu açıdan kritik bir öneme sahip. Bu maddi destek, giderek daralan finansal kaynaklar nedeniyle zorlanan hak odaklı örgütlenmelerin yola devam edebilmeleri için temel dayanağını oluşturuyor. Hızla artan kira, çalışan maliyetleri ve diğer sabit giderlerin karşılanmasına aracılık ediyor. Üstelik kriz anlarında sağladığı esneklikle örgütlerin acil ihtiyaçlarına da yanıt olabiliyor. Bunu özellikle programın ikinci döneminin başında yaşadığımız deprem faciasının ardından üzülerek deneyimledik. Bu kurumsal hibe o dönemde programdan yararlanan ve afetten etkilenen örgütler için bir miktar nefeslenebilecekleri bir alan açmış oldu.
İkinci uygulama dönemdeki yenilikler bize ne kazandırdı?
Programın ikinci döneminde alt-hibe bütçesinde getirdiğimiz yeniliklerden biri, örgütlere kurumsal gelişim çalışmaları için değerlendirebilecekleri bir bütçe ayırmak olmuştu. Deneyimler bu bütçenin işlevsel olduğunu, stratejik planlama kampları, deneyim paylaşımı atölyeleri gibi kaynak yaratmakta zorlandıkları önemli kalemler için örgütleri epey rahatlattığını gösterdi. Bu örgütsel kamplar örgüt kültürünü besleyip örgütsel esenliğe de alan açıyor. Çoğu durumda, kurumsal gelişim için masa başı yapılan birçok çalışmadan çok daha anlamlı bir etki yaratıyor. Üstelik bu bütçe doğrudan örgütün kendi yönetiminde olunca, hem sahiplenme hem de öğrenme açısından güçlendirici bir etkisi de oluyor.
Sağlanan mali desteğin katkısına dair bir önemli çıkarım daha var bizim için: alt-hibe programlarında hibe uygulama sürecine eşlik eden teknik desteklerin niteliğinin ve yaklaşımın, desteğin sağlayacağı nihai fayda açısından ne kadar belirleyici olduğu. Örgütlerin hayatlarını kolaylaştırmak için planladığımız bu desteği nasıl sağladığımıza da muhakkak bakmamız gerekiyor. Süreçlerin mevzuata ve mali raporlama kurallarına uygun yürütülebilmesi için örgütlerin kolay erişebilecekleri, akıl danışıp birlikte çözüm üretebilecekleri, sorumlu ve donanımlı, iyi iletişim kurabilen bir ekibin varlığı programların etkili olabilmesi için olmazsa olmaz. Bu ihtiyaçların önemli bir emek gerektirdiğini gözden kaçırmadan planlamaya kaynak olarak yansıtmak gerekiyor. Burada bir ipucu da, hibenin bir araç olduğunu akıldan çıkarmamak. Amaç örgütü desteklemek ise raporlama yükümlülüklerinde de hesap verebilirlik ve şeffaflık gibi kriterlerin örgütü güçlendirecek bir bakış açısı ile ele alınması önemli. İlkelerden ödün vermeyen bir ilişkiyi merkeze alırken örgütsel güçlenmeye de odaklanan ve farklı ihtiyaçları gözetebilen bir yaklaşımı şiar edinmek, program uygulayıcısı taraflar açısından fark yaratıyor. STGM olarak bu farkı yarattığımıza inanıyoruz.
Yeni ihtiyaçlara yeni çözümler: BİRLİKTE Kurumsal Gelişim Modeli
BİRLİKTE ile bu 8 yıllık yolculuğun en önemli çıktılarından biri de program için geliştirdiğimiz BİRLİKTE Kurumsal Gelişim Modeli oldu. Bu modeli iki dönem boyunca hem kendimizde hem de birlikte yol aldığımız örgütlerde uyguladık ve sürekli güncelledik.
İkinci uygulama döneminin önemli yeniliklerinden biri, toplumsal cinsiyet eşitliğini modelin tüm başlıklarına yansıtarak hak temelli ilkelerle ilişkisini daha da güçlendirmekti. Buradaki deneyimimiz bizim için fark yaratan öğrenmelere, başarılara vesile oldu. Kısa bir süre sonra bu deneyimleri derleyip toparladığımız Sivil Toplum Örgütlerinde Toplumsal Cinsiyet Eşitliğinin Anaakımlaştırması için bir uygulama rehberi de yayımlayacağız.
Kurumsal gelişim modelimize eşlik eden bir de özdeğerlendirme aracı bulunuyor. Özdeğerlendirme aracı örgütlere, eşitlik ve kapsayıcılık için verdikleri mücadelede bir yandan da kendi iç süreçlerine bakabilmeleri için önemli bir olanak sunuyor. Özdeğerlendirme sürecinde bizim uyguladığımız yöntem örgütler açısından biraz emek yoğun ve özellikle başlangıçta zorlayıcı. Fakat devam eden süreçte araçlar anlaşıldıkça ve aşinalık arttıkça sahiplenme de o düzeyde artıyor. Programla ve mentorlarla geliştirilen karşılıklı güven ve anlayış, özdeğerlendirmeyi bir külfet olmaktan çıkarıp gerçek ve örgüte katkısı yüksek tartışmaların yürütüldüğü bir deneyime dönüştürüyor. Katılımcıların program için yaptıkları değerlendirmelerde, özdeğerlendirme örgüte kazandırdıkları açısından katkısı en çok vurgulanan uygulamalar içerisindeydi. Bu model ve onunla ilişkili araçlar önümüzdeki dönem yürüteceğimiz programlarda bize güvenilir bir zemin oluşturarak eşlik etmeye devam edecek.
Özerkliğe ve eşitliğe dayalı örgütü merkeze alan bir yaklaşım
BİRLİKTE’nin sağladığı kurumsal gelişim desteği, örgütlerle oldukça yakın bir çalışma prensibi üzerine kurulu. STGM’nin örgütlerle çalışma pratiğine, kurumsal ilke ve yaklaşımlarına dayandırarak geliştirdiğimiz kurumsal mentorluk programı iki uygulama dönemi sonunda oldukça özgün bir nitelik kazandı dersem sanırım abartmış olmam. Peki, nedir buradaki yaklaşımı farklı kılan şey?
Burada sağlanan mentorluk desteği, desteklenen örgütü asli özne olarak ilişkinin merkezine alır. Program mentoru örgüte yakın bir eşlik sağlarken örgütün özerkliğine ve sınırlarına saygı gösterir. Zarar vermeme ilkesini önceliklendirir. Örgüt yerine eyleyen olmaz, örgütün eylemesi için alan açar, süreçleri kolaylaştırır. Öğrenmeye, anlamaya ve bizzat dönüşmeye açıktır. Destekleri düşünürken bağlamı, zamanı ve diğer dış koşulları da dikkate alır. Bunu örgütle ilgili tüm süreçlere yansıtmaya çalışır. İşte buradaki mentorluk yaklaşımı böyle bir çerçevenin içinde şekillenir. Elbette pusulanın şaştığı zamanlar da olabilir, ama o zamanlarda da kendine bakabilme becerisi ve ekip içinde dayanışma kültürü ile sorunları aşmaya odaklanılır.
İşte BİRLİKTE'nin bize ve örgütlere açtığı en önemli alanlardan biri, sahip olduğumuz ilişkilenme perspektiflerini sorgulatma ve dönüştürme potansiyeli belki de: Bireyin örgütle ve yaptığı işle, örgütün içindeki bireylerin birbirleriyle, örgütlerin diğer örgütlerle, örgütün sivil alanla ve daha geniş kitlelerle ilişkilenme biçimleri üzerine düşündüren, alan açan, mevcut biçimleri sorgulatan, zorlayan, genel olarak da bu açılardan bireyi ve örgütü güçlendiren bir dönüşüm süreci deneyimleniyor.
Neden bunları böyle uzun uzun anlatıyorum? Sanırım bunun bir blog yazısı olmasının keyfini sürüyorum biraz. Kurumsal gelişim sürecinde neler oldu, örgütlerle beraber ne öğrendik, neyi başardık, nerelerde eksik kaldık; bunları ayrıca paylaşacağız zaten. Ama çok da anlatamadıklarımızın; bu arka plandaki özen, emek ve sorumlu yaklaşımın altını her fırsatta çizmek gerektiğine inanıyorum.
Yazımın başında bu süreçteki deneyimleri derleyip topladık demiştim. Önümüzdeki günlerde burada değinmeye çalıştığım konuları daha kapsamlı şekilde sizlerle paylaşmak istiyoruz. Bu paylaşımların gerek benzer programları uygulayan örgütlerden birlikte yürüdüğümüz arkadaşlarımıza gerekse sivil toplum örgütlerine ilham verebileceğini, bazı sorunları tanımlarken ve onlara çözüm üretmeye çalışırken zihin açıcı olabileceğini düşünüyoruz. Rekabet yerine dayanışma ve paylaşımı ön plana çıkaran çalışma kültürünü önemsiyor, alanda yeni modelleri test edip uygulayarak biriken deneyimi sahaya bırakmayı bir fırsat olarak görüyoruz.
Peki bu yolculukta benim öğrendiğim en önemli şey ne oldu?
Ortak bir amaç etrafında buluşan adanmış bir topluluk, içten ilişkiler kurarak değerlere yaslanan bir uygulama sürecini birlikte yürüttüğünde, ortaya çıkan sonuçlardan bağımsız olarak, geride her zaman anlamlı ve dönüştürücü bir deneyim bırakıyor. Yeni döneme doğru bakarken, geçmişi “iyi ki yaptık, ne güzel yaptık” duygusuyla anabilmek; verilen emeğin, kurulan bağların ve birlikte yürünmüş yolların bizlere hediyesi olsun.
*Bu kelime bulutu, BİRLİKTE yolculuğunu paylaşan ekibin ortak deneyimlerinden ve paylaşılan değerlerinden süzülen kelimelerle oluştu.
STGM Youtube Kanalına abone olun!
STGM YouTube Kanalı'nda çeşitli eğitimler, sunumlar ve sivil alana dair güncel tartışmalar yer alıyor. Kanalımızı şimdi inceleyin, abone olun.



