Ana içeriğe atla
Image
Manşet Yatay Görseli
Share

Esaretin bedeli: Yunus parkları

Gösteriler sırasında yunusların yaptığı hareketlerin çoğu 'oyun, eğlence' olarak yansıtılıyor. Oysa ki ağzın hızla açılıp kapanması, çırpılan kuyruk ve yüzgeçler, aslında yunusların doğal yaşam ortamında agresif hareketler olarak bilinir. Tıpkı bir köpeğin hırlaması gibi..

İçerik Alınlık Resmi

Gösteriler sırasında yunusların yaptığı hareketlerin çoğu 'oyun, eğlence' olarak yansıtılıyor. Oysa ki ağzın hızla açılıp kapanması, çırpılan kuyruk ve yüzgeçler, aslında yunusların doğal yaşam ortamında agresif hareketler olarak bilinir. Tıpkı bir köpeğin hırlaması gibi..

Şöyle bir haber geldi de mevzunun önemini (ve sıkıcılığını) tekrar hatırladık. “Kasım 2011’den bu yana Antalya’nın Kaş ilçesinde 40 metrekarelik havuzda tutsak bulunan dört yunus için Alman Yunus ve Balina Koruma Kuruluşu ProWal, Türkiye’den çeşitli sivil toplum kuruluşları ile birlikte Kaş’ta 21 Nisan tarihinde bir eylem gerçekleştirecek.” Uzun zamandır memleketin her noktasındaki yunus esaretiyle ilgilenen, farkındalık yaratmaya çalışan ‘Yunuslara Özgürlük Platformu’nun ilçede birlikte hareket ettiği Kaş Sualtı Derneği, Kaş Turizm ve Tanıtma Derneği, Kaş Çevre Platformu ve Kaş’ta yaşayan İngiliz vatandaşların kurduğu Dolphin Angels Grubu’nu da özel olarak analım.

Meseleyle yakından ilgilenen Oscarlı belgesel yapımcısı – aktivist Ric O’Barry ve Yunuslara Özgürlük Platformu’nun hazırladığı (www.thepetitionsite.com/takeaction/894/733/349/) dilekçe, Başbakanlık’la birlikte, bu tesislere izin verdiği için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na, tesislerde uygulanan sözde tedaviler için Sağlık Bakanlığı’na, ruhsatlandırma ve kiralama işlemlerinden dolayı belediyelere de sesleniyor. İmzalar 15 bine dayanmış vaziyette...

Greenpeace’ten Banu Dökmecibaşı ve Yunuslara Özgürlük Platformu’ndan (YÖP) Öykü Yağcı sayesinde malumat sahibi olduğumuz hadiseye dair birkaç başlık. Naomi A. Rose, E.C.M. Parsons ve Richard Farinato’nun yazmış olduğu ‘Deniz Memelilerinin Esaretine Karşı Argüman’ adlı kitaptan bazı satır başları, çeviri YÖP.
2007’de yapılan anket, ABD’lilerin yalnızca yüzde 30’unun yunusları esaret altında tutmanın bilimsel faydası olduğuna inandığını gösterdi.

2003’te Kanada vatandaşları arasında yapılan bir ankette, anketi yanıtlayanların yüzde 74’ü balinaların ve yunusların doğal davranışlarını öğrenmenin en iyi yolunun, onları doğal yaşam ortamında görmekten geçtiğini belirtti: Doğrudan balina gözlem turlarıyla veya televizyon, sinema, internet aracılığıyla…
Hayvanat bahçesine ve tematik akvaryumlara giden ziyaretçilerin çoğu, bu tesislere eğitim almak amacıyla değil, eğlenmek amacıyla gidiyor.
Dahası, bu tesislerdeki bilgilendirme faaliyetlerinin de ya bilimsel düzeyde hatalı olduğu ya da var olan bilginin çarpıtıldığı da kanıtlanmış bir gerçek.
Gösteriler sırasında yunusların yaptığı hareketlerin veya verdiği tepkilerin çoğu, ‘oyun’ veya ‘eğlence’ olarak yansıtılıyor. Ağzın hızla açılıp kapanması, yüzeyde çırpılan kuyruk ve yüzgeçler gibi. Ancak bu hareketler, doğal yaşam ortamında agresif hareketler olarak bilinir. Tıpkı bir köpeğin hırlaması gibi...
Videolardaki dikey suya girip çıkma hareketleri, deniz memelilerini çalışan bilim insanları esaret ve stres altındaki deniz memelilerinin gösterdiği klasik tepkiler olarak nitelendiriliyor; daracık bir kafeste volta atan sirk kaplanı gibi...

Yasalar izin vermediği için, yunusların parklara ‘tıkılması’nda kullanılan en etkin kılıf ‘terapi’. Yunuslara yüzmenin, otizm hastası çocuklar için iyi bir tedavi yöntemi olduğu iddia edilse de, Tohum Otizm Vakfı’ndan Prof. Gönül Kırcaali İftar aynı fikirde değil: “Çalışmalar yunuslarla etkileşimin terapötik yararı olmadığı yönünde. Terapi adı altındaki etkinliklerin çocuklar açısından enfeksiyon ve kaza riski taşıdığı da bilinmektedir. Tutsak yunuslar üzerinden para kazanma girişimlerinin bilim çevreleri tarafından savunulmasının mümkün olmadığı açıktır.”

Peki Avrupa’daki vaziyet nasıl: Yunusların ve balinaların ticari amaçla kullanılmasını ve esaret altında tutulmasını İngiltere, 90’ların ortalarından itibaren durdurmuş. Whale and Dolphin Conservation Society’nin (WDCS) ‘AB’deki Yunus Parkları’ adlı 2011 raporuna göreyse aralarında Avusturya, Kıbrıs, Çek Cumhuriyeti, Estonya, Macaristan, Letonya, Lüksemburg, Polonya, İrlanda Cumhuriyeti, Romanya, Slovenya ve Slovakya’nın bulunduğu 13 üye ülkenin hiçbirinde 2011 itibariyle dolphinarium (yunus parkı) yok. Ancak İspanya 11, İtalya altı, Fransa ve Almanya ise üçer yunus parkıyla, Avrupa’nın en çok tutsak yunus barındıran tesislerine sahip ülkeleri arasında. Raporda Türkiye olmamasına rağmen, 10 yunus gösteri ve terapi tesisiyle İspanya’ya yetişmiş durumda.
Hadisenin yakın geçmişi vasfında Banu Dökmecibaşı’ndan alıntılayalım: Tarım Bakanlığı’nın 2006’da canlı yunus avına iki yıl üst üste izin vermesiyle Türkiye, taraf olduğu Bern Anlaşması’nı (Yunusların sadece eğitim ve araştırma amaçlı kullanımına izin verilmesi) ihlal etmiş oldu. 2008’de de Japonya’dan getirilen yunuslar vesilesiyle CİTES’i (Soyu tehdit altında olan yabani hayvan ve bitki türlerinin uluslararası ticaretine ilişkin sözleşme) ihlal etmiş oldu.

Yale Üniversitesi’nin anketini yanıtlayanların çoğu tutsak deniz memelilerinin doğal davranışlarını görmeyi, akrobatik hareketlere yeğliyor. Bu kadar malumattan sonra çocuğunuzu yunus parklarına mı götürmeyi düşünüyorsunuz? Yapmayın...Yetmez, bu parkların olduğu yerlerden geçerken bile, ortama pis pis bakın. Artık, teknolojinin kıymetli imkânları var; kurulun bir açıkhava sinemasına, takın üç boyutlu gözlükleri ve yunusları doğal ortamında, denizlerde keyifle salınırken (ve mutluyken) izleyin, yanlarındaymış gibi...

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1085027&Yazar=TAN-MORGUL&CategoryID=41

Share
İlgili Eğitim