Ana içeriğe atla
Image
kedi köpek
Share

Hayvan Hakları Yasası Yetti mi?

13.07.2021
Hayvan hakları yasasını STGM Destek Noktası Sivil Toplum Uzmanı Avukat Eda Kılıç değerlendirdi.

Hayvan Hakları Yasası Yetti mi?

9 Temmuz 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilen hayvanları koruma yasası, hayvan hakları savunucularının 17 yıllık çabasını boşa çıkardı. 2004 tarihli “Hayvanları Koruma Yasası” yıllardır hayvan hakları savunucuları arasında tartışma konusuydu ve değiştirilmesi için hep çaba sarf edildi. 

Siyasi partiler gerek iktidar gerekse muhalefet olsun, yıllardır “hayvanlar” ile ilgili, sözde “koruyucu” yasaları yürürlüğe sokacağına dair sözler sarf etti ve bütün bunlarla bizlere hayvanların mevcut yasada olan “mal” değil “can” olduğunu “yasal” düzenlemeler kapsamına alacağını söyledi. 

Peki kâğıt üzerinde “can” demek yetti mi?

2021 yılının 9 Temmuz’unda bir yasa Meclis tarafından kabul edildi. Ama bu yasa biz hayvan hakları savunucularının 17 yıllık çabasına değdi mi?

Açık konuşmak gerekirse değmedi!

Meclis tarafından onaylanan fakat resmen yürürlüğe girmesi için Cumhurbaşkanı tarafından onaylanması gereken yasayı kabul etmiyoruz.

Peki neden etmediğimize bir bakalım;

  • Öncelikle, düzenlemede “cinsel ilişki” kavramı geçti. Burada kullanabilecek tek terim, “Cinsel istismar” terimiyken ve bu ayrım, bütün kurum ve kuruluşlarca anlatılmasına rağmen “cinsel ilişki” kullanılması kabul edilemez! İfade ediliş tarzının hayvan hakları gibi konularda ne denli önemli olduğunu hepimiz biliyoruz ve aslında karşımıza hep  işlenen suçları yumuşatma amacı güden “cinsel ilişki” gibi tabirler çıkmaktadır.
  • Bunun yanı sıra kanun yalnızca “sahipli hayvanları” (“sahipli” kelimesi her ne kadar STGM tarafından kabul edilmese de ilgili düzenleme kapsamında daha iyi anlaşılması için bu şekilde kullanılmaktadır) korumaktadır. 
  • 17 yıl boyunca hayvan hakları savunucuları her “canın” korunması için bütün taleplerini iletmiştir fakat şu an elimizde olan kanun yalnızca “karnesi” yani “birinin sahip olduğu” hayvanları korumaktadır.
  • Karnesi olmayan yani aslında hepimizin “sokak hayvanı” dediği canlılar bu kanun kapsamına dahil edilmedi. 
  • Hayvanların “mal” değil “can” kapsamına alındığı söylendi ama verilen cezalar değişmedi. Türk Ceza Kanunu kapsamında da üst sınırlar aynı cezayı düzenlemişken yeni bir düzenlemeymiş gibi 3 yıllık bir hapis cezası ön görüldü.  
  • “Sahipli” olmayan hayvanların yaşadıkları hak ihlallerinin şikayetleri yalnızca bulundukları ilin Tarım ve Orman Bakanlığı Müdürlüklerine bırakıldı ve bu da başka bir ilde bulunan avukatları engeller hale geldi.
  • -    Yunus parkları, hayvanat bahçeleri 10 yıl sonra sona erecek dendi ama “doğal yaşam parkı” gibi bir şey ortaya atıldı. Bu noktada “doğal” kavramı herkes tarafından tartışılır hale geldi. 
  • -    “Yasaklı ırk” kavramı ise asla kabul edilemeyecek bir terimdi. Bu noktada yalnızca ”yasaklı ırk” denilen hayvanların bir “can” olduğunun  kabul edilmesi ve gerekli durumlarda bu hayvanları şiddete yönelten insanların cezalandırılması ve hayvanların koruma altına alınması gerekliliği konusunda düzenlenmeler yapılması gerekliliği ortaya çıktı.
  • Tüm bunların üzerine, hayvan haklarının korunmasına ilişkin bir yasada “avcılık ya da hayvanlar üzerinde gerçekleştirilen deneyler” ile ilgili hayvanları koruyucu herhangi bir önlem alınmadı.

Bu saydıklarımızın her biri hakkında uzun uzadıya anlatılması gereken bir çok şey var ama bu yazıda en hafif şekliyle değinebiliyoruz sadece.

“Hayvanları koruma yasası” denilerek kabul edilen yasa hayvanların korunması için verilen 17 yıllık çabanın karşılığını vermemekte.

Her can aynıdır, koruyun!