Ana içeriğe atla
Image
hayvan hakları
17.Oca.2022
Share
“Canım kardeşim bak senin ellerinde hayatımız”

Bütün Ülke Hayırsız Ada Olmadan…

Hayvanları Koruma Kanunu’nda gerçekleştirilecek değişiklikler 9 Temmuz 2021 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildikten sonra hayvan hakları savunucuları olarak bizler de kanunun, “hayvanları koruma” konusunda ne gibi eksiklikleri olduğuna ilişkin bir yazı hazırlamıştık. İsterdik ki biz yanılalım. İsterdik ki Hayvanları Koruma Kanunu “sahipli – sahipsiz” ayrımı yapmadan, “yasaklı ırk” demeden bütün hayvanları korusun; bütün hayvanlara yaşam alanı sağlasın. 

2021 Aralık ayının son haftasından beri sokakta yaşayan hayvanlara, “tehlikeli ırk” kavramına yönelik tartışmalar sürüyor. Sahipsiz hayvanların barınaklarda yaşaması gerektiğinin söylenmesi, belediyelerin bu söylem üzerine katliam yaparcasına sokaktaki hayvanları toplaması ve toplanan hayvanların akıbetleri ile ilgili bilgi sağlanmaması bütün hayvan severleri bir kez daha ayağa kaldırdı.

Hayvanları Koruma Kanunu'na aykırı toplamalar

5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca; sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların en hızlı şekilde yerel yönetimlerce kurulan ve izin verilen hayvan bakımevlerine götürülmesi zorunludur. Bu hayvanların öncelikle söz konusu merkezlerde oluşturulacak müşahede yerlerinde tutulması sağlanmalı, daha sonra müşahede yerlerinde kısırlaştırılan, aşılanan ve rehabilite edilen hayvanlar kaydedilip alındıkları ortama bırakılmalıdır. Kanunun da altını çizdiği gibi hayvanların yaşam alanları barınaklar değildir. 

Yakın zamandaki tartışmalardan önce de kimi belediyelerin kanuna aykırı bir şekilde hareket ettiğini, hayvanları yaşam alanlarından kopartarak topladığını, zehirlediğini; barınaklarda tutulan hayvanları açlıkla, soğukla, şiddetle karşı karşıya bırakarak adeta katliam yaptığını biliyoruz. Bu katliamı destekleyici söylemlerin ise, zaten pusuda bekleyen belediyelere bir nevi hayvan kıyımı talimatı vermek olduğunu söyleyebiliriz. Zaten söylemlerin sonuçlarını da belediye görevlileri ya da kimliği bilinmeyen kişiler tarafından işkence edilerek toplanan hayvanların görüntüleri sosyal medya hesaplarında paylaşıldığında görmüş olduk.

Kanuna aykırılık genelge ile meşrulaştırılamaz

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından ise hızla 81 ile “sahipsiz ve tehlike arz eden” hayvanlarla ilgili bir genelge gönderildi. Genelgenin 8. maddesi ile, belediyelerin sahipsiz hayvan toplama ekiplerine çalışmaları sırasında veya herhangi bir ihbar sonucunda, sahipsiz hayvanları tespit etme ve bu hayvanları barınaklara götürme yetkisi verildi. Öncelikle altını çizmek gerekir ki normlar hiyerarşisine baktığımızda genelge ile kanunun değiştirilemeyeceği açıktır. Hayvanları Koruma Kanunu’nun 6. maddesinde sayılan haller haricinde de hayvanların bulundukları ortamdan alınamayacağı ortadadır. Genelgenin 8. maddesi ise ucu açık, kötü niyetle yorumlanabilir ve suiistimale açık bir maddedir. Hayvanların sokaklardan toplatılmasını ve barınaklara götürülmesini temel alan bu genelge maddesinin belirsizliği ilgili kanun maddesi ile ters düşen bir noktadır. Hukuk sistemi içerisinde bulunan anayasa, kanun, tüzük gibi normlar arasında bir alt-alta, üst-üste düzen olduğunu, yani normlar hiyerarşisini hatırlamak ve hatırlatmak isteriz.

14 Ocak “Tehlikeli Tarih”

Genelge ile “tehlikeli ırk” olarak nitelendirilen, Amerikan Pitbull, Terrier, Japanese Tosa, Dogo Argentino, Fila Brasileiro, American Staffordshire Terrier ve American Bully cinsi köpeklerin sahipsiz olarak sokaklarda bulunmaması ve “rehabilite olmadıkça” alındıkları ortamlara bırakılmaması istendi. Hayvanların barınaklarda “rehabilite edilmesi” kavramını ise tartışmadan bırakamayız. Aç bırakıldıkları, soğukta kaldıkları, ölümle karşı karşıya oldukları barınaklarda hayvanların rehabilite olmasını beklemek, ölene kadar o hayvanları barınaklara mahkûm etmek anlamına gelir. Aynı zamanda “tehlikeli ırk” ilan edilen köpeklerin 14 Ocak tarihine kadar kısırlaştırılarak, il ve ilçe tarım müdürlüklerinde kayıt altına alınması zorunluluğu getirildi. Bu süre içerisinde kayıt işlemini yerine getirmeyenlere para cezası uygulanacakken, köpekler de barınaklara götürülecek. Kısırlaştırma işleminin her bir köpek özelinde ayrıca değerlendirilmesi gerektiği ortadadır. Köpeğin yaşı, sağlık durumu gibi koşullar düşünülmeden hazırlanan bu düzenleme yine köpeklere zarar verecektir. Ayrıca kısırlaştırma işleminin maddi boyutu da düşünüldüğünde, bu parayı vermek istemeyen ya da vermeye durumu olmayan kişilerin kısırlaştırma ve kayıt işlemini gerçekleştirmeyerek köpekleri sokağa terk ettiğini ve bu nedenle köpeklerin can güvenliklerinin tehdit altında olduğunu görüyoruz. 

Alev ve Cindy neler yaşadı?

Her şeyden önce “tehlikeli ırk” kavramını bu yazıda kullanma sebebimin, 6 köpek cinsinin yasal düzenlemelerde “tehlike arz eden hayvan” şeklinde nitelendirilmesi olduğunu belirtmek isterim. İlgili ırkların “tehlikeli” olduğuna dair hiçbir bilimsel bulgu olmadığı, köpeklerin yalnızca fiziksel özellikleri nedeni ile insanlar tarafından “saldırgan” bir şekilde yetiştirildiği hem uzmanlar tarafından söylenmekte hem de gözümüzün önündeki örneklere bakınca görülmektedir. Yaklaşık 5 sene önce işkence ve şiddet mağduru, Pitbull cinsi Alev, Yedikule Hayvan Barınağı’nın kurucusu Meral Olcay’ın ve gönüllülerinin çabası ile hayata dönmüştü. Alev, insanlar tarafından yakıldı, vücudunun ciddi bir bölümü yanık içerisindeydi. 2016 yılında ise Kısırkaya’da bulunan Sarıyer Belediyesi Hayvan Kısırlaştırma ve Rehabilitasyon Merkezi’nde, Cindy isimli Golden Retriever cinsi köpeğin, rehabilitasyon merkezinde çalışan kamu görevlisi tarafından dövülerek kafatası kırılmıştı. Cindy’nin yaşadığı süreci hepimiz hatırlıyoruz. “Tehlikeli ırk” olarak adlandırılan ve hikayesi Alev’e benzer bir sürü köpek biliyoruz. Cindy ise barınaklarda, rehabilitasyon merkezlerinde şiddetle ve işkence ile karşı karşıya kalan köpeklerden sadece biri. Bütün bunlara rağmen, hayvanlara bunları yaşatanlar mı yoksa hayvanlar mı “tehlikeli ırk”, bu konunun tartışmaya açık olduğunu dahi düşünmüyorum.

Çözüm nerede?

Çözüm sokakta yaşayan hayvanların yaşam alanlarından alınarak barınaklarda ölüme terk edilmesi değil. Çözüm hayvanların cezalandırılması değil. Çözüm kaçak üretimle mücadele edilmesi, “satın alma sahiplen” söyleminin benimsenmesi, “aşılat-kısırlaştır-yaşat” programının hayata geçirilmesi, barınak şartlarının iyileştirilerek hayvanlar için “geçici” bakımevi haline dönüştürülmesi ve alanda çalışan sivil toplum örgütleri ile iş birliği içerisinde hareket ederek yasal düzenlemelerin hızlıca gerçekleştirilmesi. Bireysel olarak ise hayvanları koruyan yasal düzenlemeleri, hayvanların haklarının olduğunu bilerek karşılaştığımız her ihlalde adım atmak ve adım atmaktan korkmamak. 

Share
Image
dijital

Herkes Dijital Sever Eğitimine Başvur

STOK Herkes Dijital Sever Eğitimleri Haziran Ayında Ankara'da Başlıyor.